İmamoğlu-Yavaş faktörü devreye girmeden, İstanbul ve Ankara, ülkemizin birinci ve ikinci büyük şehri CHP’nin kontrolüne girmeden önce İzmir, CHP’nin “amiral gemisi” idi.
İstanbul ve Ankara, basiretsizce hareket eden üç sosyal demokrat/demokratik sol parti yüzünden AK Parti iktidarından çok önce 90’larda Refah’a geçmişti. Erdoğan, 1994’te üçlü bölünme nedeniyle sadece yüzde 25 civarında bir oyla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmişti! Ankara da keza hemen hemen aynı kaderi yaşamıştı.
İstanbul ve Ankara’daki tabloya karşın İzmir ne 90’larda ne de sonrasında ne Refah’a ne de AK Parti’ye kaydı. 2002’de iktidara gelen AK Parti’nin iktidar döneminde yapılan yerel seçimlerde; 2004, 2009, 2014, 2019 ve 2024’te hep CHP kazandı. CHP Büyükşehir yanında ilçe belediyelerinin de genelde birkaçı dışında hepsini aldı. Son yerel seçimde 29’a 2 yaptı örneğin.
×××
Fakat son yerel seçimin 29-2 diye bakılmaksızın mercek altına alınması gerektiğini en baştan söylemiştim İzmir’in. Oylar bir önceki seçime göre Büyükşehir’de 57’den 49’a düştü. 8 puan düşüş az buz bir düşüş değil. Hem de CHP’deki değişim rüzgarına rağmen… Üstelik AK Parti de oyunu ülke genelindeki ciddi düşüşe rağmen İzmir’de 2-3 puan artırmak suretiyle hiçbir zaman çıkaramadığı yüzde 37’ye çıkardı!
×××
Bu tabloda önceki Büyükşehir Belediye Başkanı Soyer’in ters yönde aksiyon alması, Tugay’ın da reaksiyon göstermesinin payı kuşkusuz var. Soyer’e ters yönde aksiyon almaması ricasında bulunmuştum. Yazılarımda da her iki ismin de medya ve sosyal medya üzerinden ‘atışmasının’ İzmir’e iyi gelmeyeceğini birkaç kez zarif fakat uyarıcı tonda ifade etmiştim. Ne yazık ki aldıran olmadı ve sürüp gidiyor bu ‘atışma’ hali. Oysa, Soyer’in bir meselesi varsa bu meseleyi ‘divana’ bırakması gerekirdi, kamil insan böyle yapar. İçeride bir sorun yaşarsanız, ‘kan işeseniz’ bile, ele güne karşı ‘kızılcık şerbeti içtim’ diyeceksiniz. Tugay’ın da özellikle Soyer’in tutuklu olduğunu dikkate alarak ona cevap vermek yerine işine bakması, yaptığı işler üzerinden görünür olması gerekirdi. Umarım ikisi de bundan böyle daha dikkatli olurlar, İzmir’e biraz acırlar.
Evet, umarım İzmir’e biraz acırlar, çünkü yazık, bu gidişle AK Parti iktidarında hiç teslim alınamayan İzmir, bu gidişle eğer önümüzdeki genel seçimi seçilmiş CHP-Yeni Parti kazanamazsa 2029 yerel seçimlerinde teslim alınabilir!
Bunu İzmir’in sosyal demokratları, Atatürk’ün yolunda gittiğini söyleyen herkes ciddi bir uyarı olarak algılamalı. Araba devrildikten sonra yol gösteren çok olur.
×××
Tabiî İzmir’in tek sıkıntısı Soyer-Tugay ‘atışması’ değil. Buna CHP’nin mutlak butlan ile iktidar tarafından dolaylı işgali de eklendi! Genel seçimlerden galip çıkılamazsa, 2029’daki az da olsa bölünmenin maliyetinin ne olacağını kestirmek zor değil. Mutlak butlancı İzmir il yönetimine baktığımda, Soyer’e yakın bazı isimleri gördüm! Soyer de mutlak butlancılar lehine açıklama yaptı.
Öteyandan bir sıkıntı daha oluştu şimdi; İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Tugay, malum mutlak butlan kararı sonrasında seçilmiş genel başkan Özel’i dinlemeyerek CHP’den hemen istifa etmişti! Fakat enteresandır, önce Özel’in yanında durmasına karşın Gündoğdu’ya geldiğinde ilk olarak, sonra alternatif il binası açılışındaki mitingde yanında değildi. Akabinde seçilmiş genel merkezle de, il başkanı ile de kontağı kesti. Altı haftadır genel merkezle kontaksız olduğunu temasım olan isimlerden şaşırarak duyuyorum. Zaten CHP’den mutlak butlan nedeniyle ayrılırken Özel’in kuracağı muhayyel partiye katılacağını açıklamıştı ancak tornistan yaptı ve Yeni Parti’den de uzak duruyor. Şimdilik bağımsız kalıp işine odaklanacakmış!
Değişimi destekleyen ve değişimi sağlayan genel merkez tarafından aday gösterilen birisi olarak kimi sıkıntılar olsa da parti disiplinine uyarak tutum almak gerekirdi. Bağımsız seçilmediniz ki koskoca İzmir Büyükşehir’i bağımsız yönetiyor ve kamuoyunda binbir türlü söylentiye mahal veriyorsunuz. İstanbul ve Ankara’dan gelen telefonlardan gına geldi doğrusu. Başkanın AK Parti’ye gideceğine ihtimal vermiyorum ama böyle bir şey olabilir gibi bir iklime mahal vermesine de bir anlam vermekte zorlanıyorum doğrusu.
×××
Yazının başlığına dönelim; evet, İzmir’e kıymayın efendiler! İzmir, AK Parti’nin, Erdoğan’ın nirvanası. Onlara nirvanaya ulaşma hazzını yaşatmayın. İzmirliye bu kötülüğü yapmayın.
Not: Değerli okurlarım yaklaşık 4 yıldır aralıksız her perşembe sizlerle oluyorum bu köşede. Sizden üç hafta izin istiyorum. Kaleme almak istediğim bir kitaba başlamak, bir seyahate zaman ayırmak için… 26 Ağustos perşembe günü yine bu köşede buluşmak üzere…

