
HAK-İŞ’in gelecek vizyonunu ele aldığı çalıştayda ücret ve vergi adaletinden kayıtlı istihdama, yapay zekâdan yeşil dönüşüme kadar çalışma hayatının kritik başlıkları gündeme geldi. HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, “İşçinin bugününü korurken yarınını da güvence altına alma mücadelesi veriyoruz” dedi
SEDA GÖK
HAK-İŞ Konfederasyonu, 51’inci kuruluş yıldönümü etkinlikleri kapsamında Türkiye’de çalışma hayatının gelecek 50 yılına ilişkin öncelikleri ve çözüm önerilerini masaya yatırdı. “Türkiye’de Çalışma Hayatının Gelecek 50 Yılı” çalıştayında ücret politikaları, vergide adalet, kayıt dışı istihdam, sendikal örgütlenme, toplu iş sözleşmeleri, sosyal diyalog, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm başlıkları ele alındı.
HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, çalışma hayatındaki dönüşümün çalışanların hakları, sosyal adalet ve insan onuru temelinde yönetilmesi gerektiğini belirterek, konfederasyonun 50 yıllık deneyimini geleceğe taşımayı hedeflediklerini söyledi. Çalışmanın yalnızca mevcut sorunları tespit etmekle sınırlı kalmaması, somut ve uygulanabilir politika önerileriyle desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Arslan, “Bizler değişime karşı değiliz. İşçinin bugününü korurken yarınını da güvence altına alma mücadelesi veriyoruz” ifadelerini kullandı.
Çalıştayın öne çıkan gündem maddelerinden biri, çalışanların gelirlerini ve refah düzeyini doğrudan etkileyen ücret ve vergi politikaları oldu. HAK-İŞ Akademi bünyesinde refahın adil paylaşımı ve vergide adalet konusunda kapsamlı çalışmalar yürütüldüğünü belirten Arslan, konfederasyonun 2024 yılında vergi, emeklilik ve refahın adil paylaşımı başlıklarında üç ayrı bölgede miting düzenlediğini hatırlattı.
Vergi dilimlerinin daralması nedeniyle çalışanların yıl içerisinde daha yüksek vergi dilimlerine geçtiğini ve net ücretlerinin gerileyebildiğini kaydeden Arslan, vergi sisteminde adaletin sağlanması gerektiğini söyledi. Arslan, “Elbette ki biz vergi vereceğiz. Bir devlet vergi alır. Bu konuda hiçbir itirazımız yok. Ancak verginin adil olmasını istiyoruz” dedi. Çok kazananın daha fazla, az kazananın daha az vergi ödediği bir sistemin gerekliliğine dikkat çeken Arslan, vergi yükünün ağırlıklı olarak ücretlilerin üzerine bırakılmasına itiraz etti.
Ücret politikalarına ilişkin değerlendirmesinde çalışanların yaklaşık yüzde 45’inin asgari ücretle çalıştığını belirten Arslan, Asgari Ücret Tespit Komisyonunun yapısının değiştirilmesi gerektiğini ifade etti. Arslan, çalışanların taleplerini daha etkin yansıtabilecek, katılımcı ve çoğulcu bir model oluşturulması çağrısında bulundu.
Kayıt dışılık rekabeti de bozuyor
Türkiye’de kayıt dışı istihdam oranının yaklaşık yüzde 25 düzeyinde bulunduğunu belirten Arslan, kayıt dışılığın hem çalışanların sosyal güvencelerini zayıflattığını hem de kurallara uygun faaliyet gösteren işletmeler açısından haksız rekabet yarattığını söyledi. Kayıtlı ve sendikalı işletmelerin dezavantajlı duruma düşmemesi için teşvik edici düzenlemeler yapılması gerektiğini vurgulayan Arslan, kayıtlı istihdamın güçlendirilmesinin refahın adil paylaşımı açısından da önem taşıdığını dile getirdi.
Ev işçilerinin kayıt dışı çalışmasına da dikkat çeken Arslan, TÜİK verilerine göre Türkiye’de 1 milyon 300 binin üzerinde ev işçisi bulunduğunu ve bunların yüzde 98’den fazlasının kayıt dışı çalıştığını kaydetti. HAK-İŞ’in iki yıl önce başlattığı çalışmalar kapsamında 165 bin ev işçisinin örgütlenmesinin sağlandığını belirten Arslan, bu sayıyı 500 bine çıkarmayı hedeflediklerini açıkladı.
Çalışanların haklarının korunması açısından toplu iş sözleşmelerinin kapsamının genişletilmesi gerektiğini de belirten Arslan, bazı Avrupa ülkelerinde toplu sözleşmelerden yararlanma oranlarının yüzde 80-90 seviyelerine ulaştığını ifade etti. Türkiye’de toplu iş sözleşmesi kapsamındaki işçi sayısının sendikalı işçi sayısının gerisinde kaldığını söyleyen Arslan, bu alandaki yapısal sorunların giderilmesi için mevzuat değişikliklerine ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.
Sosyal diyalog ve sendikal haklar güçlenmeli
Çalışma hayatındaki sorunların çözümünde işçi, işveren ve kamu arasındaki diyaloğun önemine işaret eden Arslan, Ekonomik ve Sosyal Konseyin 2009 yılından bu yana toplanmadığını hatırlattı. Üçlü Danışma Kurulu ve Çalışma Meclisi gibi mekanizmaların da düzenli ve etkin biçimde işletilmesi gerektiğini belirten Arslan, sosyal diyaloğun çalışma hayatına ilişkin politikaların oluşturulmasında daha fazla rol üstlenmesi gerektiğini söyledi.
Sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması çağrısında bulunan Arslan, çalışanların sendikaya üye oldukları için işlerini kaybetme endişesi yaşamaması gerektiğini vurguladı. İş güvencesinin güçlendirilmesi ve sendikal haklara yönelik müdahalelerin önlenmesi gerektiğini belirten Arslan, sendikaların da çalışma hayatındaki değişime uyum sağlayarak kendilerini geliştirmelerinin önemine dikkat çekti.
Yapay zekâ ve yeşil dönüşüm istihdamı değiştiriyor
Dijitalleşme, yapay zekâ ve yeşil dönüşümün üretim süreçlerini ve istihdam yapısını köklü biçimde değiştireceğini belirten Arslan, bu sürecin çalışanların hakları gözetilerek yönetilmesi gerektiğini ifade etti. Bazı mesleklerin dönüşürken yeni iş alanlarının ortaya çıktığına dikkat çeken Arslan, nitelikli iş gücünün geliştirilmesi, mesleki eğitimin yaygınlaştırılması ve çalışanların yeni beceriler kazanması gerektiğini söyledi.
