Türkiye’de teknoloji pazarı, “değer odaklı satın alma” dönemine giriyor

NielsenIQ’nun yeni “Teknoloji ve Dayanıklı Tüketim Ürünleri Pazarı” raporu, tüketicilerin daha fazla değer odaklı hale geldiği ve plansız satın alımlara daha mesafeli yaklaştığı bir dönemde, sektördeki üreticiler ve perakendeciler için büyüme fırsatlarını ortaya koyuyor

Türkiye’de tüketicilerin Teknoloji ve Dayanıklı Tüketim Ürünlerini satın alma biçimleri değişiyor. Tüketicilerin yaklaşımı “Bunu karşılayabilir miyim?” sorusundan “Bu satın alımın altı ay sonra da doğru bir tercih olduğunu düşünecek miyim?” sorusuna doğru evriliyor. Teknoloji ve Dayanıklı Tüketim üreticileri açısından bu durum, büyümenin giderek ürünlerin uzun vadeli değerine ilişkin tüketici güveni oluşturmakla şekilleneceğine işaret ediyor. NielsenIQ’nun en yeni “Teknoloji ve Dayanıklı Tüketim Ürünleri Pazarı” raporu (Tüketici Teknolojileri Trendleri 2027: Her satın alımın sorgulandığı bir dönemde nasıl kazanılır?) tüketicilerin teknoloji ürünlerini satın alma ve yenileme kararlarında “ne zaman” ve “neden” sorularına daha fazla odaklandığını ortaya koyuyor.

NielsenIQ Türkiye Genel Müdürü Doğu Avrupa, Orta Doğu, Afrika & Hindistan E-Ticaret Bölge Başkan Yardımcısı Didem Şekerel Erdoğan, araştırmaya ilişkin değerlendirmesinde şunları paylaştı: “Teknoloji ve dayanıklı tüketim ürünleri pazarında tüketicilerin satın alma kararlarını şekillendiren kriterler değişiyor. Tüketicilerin beklentilerini ve tercihlerini anlamak, markaların değişen pazar dinamiklerine uyum sağlaması ve sürdürülebilir büyüme fırsatlarını değerlendirmesi açısından büyük önem taşıyor. Tüketici Teknolojileri Trendleri 2027 raporumuz, bu değişimi anlamak ve sektörün önündeki fırsatları değerlendirmek için önemli içgörüler sunuyor.” 

Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 17 ülkeden 17 bin yetişkin tüketicinin katıldığı araştırma ve NielsenIQ’nun küresel satış verileri doğrultusunda hazırlanan Tüketici Teknolojileri Trendleri 2027 raporu, tüketici teknolojileri markalarının inovasyon yaklaşımına ışık tutuyor. Raporda, markaların yalnızca özellik ve teknik kapasite açısından değil; dayanıklılık, verimlilik ve kullanım faydası açısından da yenilik geliştirmeleri gerektiğine dikkat çekiliyor.

Raporda öne çıkan bulgular şöyle:

  • Küresel Teknoloji ve Dayanıklı Tüketim Ürünleri satışlarının 2026’da 1,4 trilyon dolara ulaşması ve yıllık bazda yüzde 5,1 büyümesi bekleniyor.  
  • Teknoloji ve Dayanıklı Tüketim Ürünleri tüketicilerinin yüzde 63’ü yüksek fiyat hassasiyeti gösteriyor.
  • Tüketicilerin yüzde 60’ı “fiyatına göre iyi değer” sunan markalara öncelik veriyor.
  • Tüketicilerin yüzde 56’sı bir ürünün çok pahalı olması veya indirim beklentisi nedeniyle teknoloji satın alımını erteliyor.
  • Tüketiciler değeri tanımlarken uygun fiyatın önüne dayanıklılık, kalite, kolaylık ve güveni de koyuyor.

Didem Şekerel Erdoğan,“Türkiye’de tüketiciler Teknoloji ve Dayanıklı Tüketim Ürünleri satın alımlarını mevcut ekonomik koşulların etkisi altında gerçekleştiriyor. Bu durum, markalar üzerinde her satın alımın neden değerli olduğunu tüketiciye gösterme konusunda daha fazla baskı oluşturuyor. Teknoloji ve Dayanıklı Tüketim Ürünü markaları açısından bu tablo yeni bir büyüme denklemi yaratıyor. Tüketiciler ürünlerini yenileme kararlarını daha dikkatli değerlendirirken, satın alma aşamasında daha fazla unsuru göz önünde bulunduruyor. Dayanıklılık ve kullanım faydasına yönelik beklentiler yükseliyor ve tüketicilerin satın alımı erteleme, daha düşük fiyatlı bir ürüne yönelme veya rakip bir markayı tercih etme riski artıyor”diye konuştu.

Rapora göre Teknoloji ve Dayanıklı Tüketim Ürünü markalarının değişen pazarda değerlendirebileceği büyüme fırsatları ise şöyle sıralanıyor:

1. Dönüşümün Ötesinde: Güven Odaklı Fiyatlandırma…

    Yıllar içinde değişen ekonomik koşullar, Türkiye’de tüketicilerin ellerindeki nakdi farklı yatırım araçlarına yönlendirmesine neden oldu. Dünyanın farklı bölgelerindeki tüketiciler gibi Türkiye’deki tüketiciler de en düşük fiyatı aramak yerine, yaptıkları harcamadan memnun kalacakları ve aldıkları ürünün karşılığını vereceğine inandıkları bir fiyatı tercih ediyor. Kampanya dönemlerinde ise tüketiciler, biraz daha fazla harcayarak daha yüksek bir değer elde edeceklerini düşündüklerinde başlangıçta planladıklarından daha üst segment bir ürüne yönelebiliyor.

    Bu tablo, 2027’de promosyon stratejisinin önemli bir büyüme aracı olarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor. Hızla büyüyen ve aynı zamanda gelişmiş bir e-ticaret pazarına sahip Türkiye’de promosyon dönemleri, değer arayışındaki tüketicileri satın almaya yönlendirmek için önemli fırsatlar sunuyor. Bu doğrultuda söz konusu dönemler, Türkiye’de Teknoloji ve Dayanıklı Tüketim Ürünü markaları için tüketici güvenini desteklemek ve daha yüksek değer sunan ürünlere yönelimi teşvik etmek açısından avantaj yaratıyor.

    2. Tüketiciye Somut Değer Sunan İnovasyon…

    Küresel ölçekte her beş tüketiciden biri, mevcut ürünlerini değiştirmeye ikna edecek yeterli bir seçenek sunulmadığını düşündüğü için teknoloji satın alımını erteliyor. Bu durum, ürün özellikleri, tasarımı veya teklifleri tüketicilerin beklentilerini karşılamadığı için markaların potansiyel müşterilerini kaybedebileceğine işaret ediyor.

    Türkiye’de tüketicilerin tercihini kazanmak isteyen markaların kalite ve değer konusunda güçlü bir itibar oluşturması; ürün fiyatı, performansı, dayanıklılığı ve kullanıcı memnuniyetini birlikte değerlendirmesi gerekiyor. NielsenIQ’nun raporu, markaların farklılaşan faydalar sunabileceği bazı önemli alanları şöyle ortaya koyuyor:

    • Birçok Teknoloji ve Dayanıklı Tüketim Ürünü kategorisinde, enerji verimliliği yüksek ürünlere yönelik tüketici talebi artıyor. Tüketiciler elektrik tasarrufu sağlamanın yanı sıra cihazlarında daha uzun pil ömrü sunan çözümlere de yöneliyor. 
    • Birlikte çalışabilirlik, yani farklı markalara ait ürünlerin birbiriyle sorunsuz şekilde çalışması, önemli bir beklenti haline geliyor. -* Türkiye’deki tüketiciler birlikte çalışabilirlik konusunda küresel ortalamanın belirgin şekilde üzerinde bir eğilim gösteriyor. Bu durum, ürünlerin birlikte çalışabilirliği ve açık ekosistemlerin Türkiye pazarında önemli rekabet unsurları haline geldiğine işaret ediyor.
    • Yapay zekâ, birçok Teknoloji ve Dayanıklı Tüketim Ürünü kategorisinde ürünlerin sunduğu faydaların önemli bir parçası haline geliyor. Ancak yapay zekâ özelliklerinin eklenmesi, tek başına daha yüksek bir fiyatı haklı çıkarmıyor. Satın alma kararlarını daha dikkatli veren tüketiciler için markaların, yapay zekânın sunduğu özellikleri zaman kazandıran, işleri kolaylaştıran, performansı artıran veya ürünün kullanım ömrünü uzatan somut faydalara dönüştürmesi gerekiyor.

    3. Düşük Riskli Sahiplik Modelleriyle Uzun Vadeli Değer Yaratmak.

    Tüketiciler satın alma sırasında ödedikleri fiyatın ötesine geçerek satın aldıkları ürünlerin toplam değerini, riskini ve beraberinde getirdiği sorumlulukları değerlendiriyor. Ürünlerin ne kadar süre dayanacağını, kullanım maliyetlerinin ne olacağını, onarılıp onarılamayacağını veya yeniden satılıp satılamayacağını ve kullanım ömrünün sonunda ne olacağını bilmek istiyor.

    Türkiye’deki tüketiciler açısından sürdürülebilirliğin yalnızca etik bir konu olarak değil, ürün değeri üzerinden de ele alınması gerekiyor. Uzun kullanım ömrü, daha düşük kullanım maliyeti ve daha kolay onarım gibi unsurlar bu yaklaşımın temelini oluşturuyor. Ürünün kullanım ömrünün sonuna ilişkin değerlendirmeler, takas teklifleri gibi uygulamalar da giderek önem kazanıyor. Rapor, Türkiye’de Teknoloji ve Dayanıklı Tüketim Ürünü markaları için öne çıkan fırsatları şöyle aktarıyor:

    • Tüketiciler, Teknoloji ve Dayanıklı Tüketim (T&D) kategorilerinin tamamında yeni ürün satın almak yerine alternatif seçenekleri giderek daha fazla değerlendirmeye başladı. Ürünlerin kapsamlı şekilde test edilmesi, durumlarının şeffaf biçimde açıklanması ve güçlü satış sonrası destek hizmetleri, yenilenmiş ürünlere yönelik güven algısını artıran önemli unsurlar arasında yer alıyor. Türkiye’de yenilenmiş ürün pazarına yönelik hayata geçirilen yeni düzenlemeler de daha güvenli ve daha şeffaf bir ikinci el teknoloji ekosisteminin oluşmasına katkı sağlayarak tüketici güvenini destekliyor.

    Sürdürülebilirlik, belirli pazar ve kategorilerde üst segment ürünlere yönelimi destekleyebilecek önemli bir farklılaşma alanı olmayı sürdürüyor. Türkiye’de enerji verimliliği ise sağladığı tasarruf ve hane bütçesine katkısı üzerinden öne çıkıyor. Bu yaklaşım, enerji ve konut giderlerinin hane bütçeleri üzerindeki etkisinin devam ettiği bir ortamda önem kazanıyor.

    4. Değeri Tüketiciye Daha İyi Anlatan Yeni ve Yükselen Markalardan İlham Almak.

    Dünyanın farklı bölgelerindeki tüketiciler, uygun fiyatla kaliteli ürünler sunan yeni ve yükselen markalara yönelmeye daha açık hale geliyor. Başarılı markalar, yeni rakipleriyle rekabet edebilmek için sundukları değeri tüketicilere satın alma aşamasında daha açık ve anlaşılır şekilde anlatıyor. Markaların da tüketicilerin tercihlerini şekillendirdiği bu aşamada daha görünür olması ve fiyat ile güven konusunda net mesajlar vermesi gerekiyor.

    5. Yapay Zekâ Destekli Aramalarda ve Dijital Alışverişte Görünür Olmak.

    Dünya genelinde tüketicilerin yaklaşık üçte ikisi (yüzde 65), tüketici teknolojisi ürünleri ve ev aletleriyle ilgili araştırmalarına genellikle çevrim içi ortamda başlıyor. Yapay zekâ destekli aramaları kullanan tüketicilerin sayısının artmasıyla birlikte bu durum, markaların tüketicilerin karşısına çıkma ve değerlendirme sürecine dahil olma biçimlerini yeniden ele almasını gerektiriyor.

    Perakendede artık markaların, tüketicilerin bulunduğu ve satın alma kararlarını şekillendirdiği her kanalda kolayca bulunabilmesi, tüketici sinyallerini hızlı biçimde değerlendirmesi, tüketicinin ihtiyaçlarına karşılık vermesi ve güven oluşturması önem taşıyor. Ürün bilgilerini, stok durumunu ve satın alma geçmişini yapay zekâ ve dijital sistemlerin kolayca anlayabileceği şekilde düzenleyen markalar, yalnızca geleneksel arama sonuçlarında görünürlüğünü artırmaya odaklanan markalara kıyasla daha avantajlı bir konuma geliyor.

    Teknolojik yenilik tek başına artık bir cihazı yenilemek için yeterli bir neden sunmuyor, diyen Didem Şekerel Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı; “Türkiye’de markaların, sundukları değeri daha net ortaya koyması gerekiyor. Tüketiciler artık yalnızca ürün özelliklerine değil; mevcut teknoloji ekosistemleriyle uyumuna, yapay zekânın sağladığı somut faydalara ve satış sonrası desteğe de dikkat ediyor. Yapay zekâ, enerji verimliliği, yenilenmiş ürünler ve takas programları önemli fırsatlar sunarken, asıl hedef her satın alımı yalnızca yeni bir ürün tercihinden çıkarıp daha akıllı ve uzun vadeli bir çözüme dönüştürmek olmalı.” 

    İLGİLİ HABERLER

    GÜNDEM