Türkiye’de alerjik rinit vakaları artıyor

Op. Dr. Muhittin Dadaş, Türkiye’de alerjik rinit görülme sıklığının dikkat çekici şekilde arttığını belirterek, toplumun yaklaşık yüzde 15–20’sinin bu durumdan etkilendiğini ifade etti

Bahar aylarının gelmesiyle birlikte toplumda sıkça görülen solunum yolu şikayetleri yeniden gündeme geliyor. Özellikle burun akıntısı, hapşırık, gözlerde sulanma ve burun tıkanıklığı gibi belirtilerle kendini gösteren alerjik rinit (burun alerjisi), son yıllarda Türkiye’de giderek daha fazla kişiyi etkileyen önemli bir sağlık sorunu haline gelmiş durumda. Halk arasında saman nezlesi olarak da bilinen bu durum, yaşam kalitesini doğrudan etkileyen kronik bir tabloya dönüşebiliyor.

Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Muhittin Dadaş, Türkiye’de alerjik rinit görülme sıklığının dikkat çekici şekilde arttığını belirterek, toplumun yaklaşık yüzde 15–20’sinin bu durumdan etkilendiğini ifade etti.


“Alerjik rinit sadece mevsimsel bir sorun değil”

Op. Dr. Dadaş, “Alerjik rinit uzun yıllar boyunca yalnızca bahar aylarında ortaya çıkan geçici bir problem olarak değerlendirilirken, günümüzde yıl boyu devam edebilen kronik bir hastalık haline gelebiliyor. Özellikle şehir yaşamı, hava kirliliği ve kapalı ortamlarda geçirilen sürenin artması bu değişimde önemli rol oynuyor” ifadelerinde bulundu.

Alerjik rinitin yalnızca polenlerle sınırlı olmadığını vurgulayarak; ev tozu akarları, hayvan tüyleri, küf mantarları ve hava kirliliğinin de önemli tetikleyiciler arasında yer aldığını belirten Op. Dr. Muhittin Dadaş, “Bu nedenle birçok hasta, yılın farklı dönemlerinde benzer şikayetlerle karşılaşabiliyor” dedi.

Alerjik rinitin çoğu zaman basit bir nezle gibi algılansa da, aslında günlük yaşamı ciddi ölçüde etkileyebilen bir hastalık olduğunu ifade eden Op. Dr. Dadaş, Sürekli burun tıkanıklığı, gece uykusunun bölünmesine ve buna bağlı olarak gün içinde yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve performans düşüşüne neden olabilir. Ayrıca tedavi edilmediğinde sinüzit, orta kulak problemleri ve hatta astım gibi daha ciddi solunum yolu hastalıklarına zemin hazırlayabilir. Bu nedenle erken tanı ve uygun alerjik rinit tedavisi, hastalığın ilerlemesini önlemek açısından önemli” diye konuştu.


“Çocuklar ve genç yetişkinler etkileniyor”

Alerjik rinitin her yaş grubunda görülebilse de özellikle çocukluk ve genç erişkinlik döneminde daha sık ortaya çıkabildiğine vurgu yapan Op. Dr. Muhittin Dadaş, “Okul çağındaki çocuklarda ders başarısını etkileyebilecek düzeyde dikkat sorunlarına yol açabilen bu durum, aileler tarafından çoğu zaman fark edilmeden ilerleyebilir” ifadelerinde bulundu.

Op. Dr. Muhittin Dadaş, genetik yatkınlığın da önemli bir risk faktörü olduğuna dikkat çekerek, ailesinde alerjik hastalık öyküsü bulunan bireylerde alerjik rinit görülme ihtimalinin daha yüksek olduğunu belirtti.

Son yıllarda Türkiye’de alerjik rinit vakalarının artmasında birçok faktörün etkili olduğunu dile getiren Op. Dr. Dadaş, şunları söyledi: “Hava kirliliğinin artması, kentleşme, yeşil alanların azalması ve kapalı ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesi bu artışın başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra, iklim değişikliğiyle birlikte polen mevsiminin uzaması da alerjik şikayetlerin daha uzun süre devam etmesine neden olabiliyor. Bu durum, özellikle bahar aylarında şikâyetlerin daha yoğun hissedilmesine yol açıyor.”


Alerjik rinit tedavisinde kişiye özel yaklaşım önemli”

Alerjik rinit tedavisinde ilk adımın, hastalığa neden olan alerjenlerin belirlenmesi olduğunu aktaran Op. Dr. Dadaş, “Bu doğrultuda hastaya özel bir tedavi planı oluşturulur. Tedavi sürecinde ilaçlar, burun spreyleri ve gerektiğinde alerji aşıları (immünoterapi) kullanılabilir. Aynı zamanda hastaların günlük yaşamlarında alerjenlerden korunmaya yönelik önlemler alması da tedavinin önemli bir parçası. Ev temizliğine dikkat edilmesi, polen yoğunluğunun yüksek olduğu saatlerde dışarı çıkılmaması ve kapalı ortamların düzenli havalandırılması gibi basit önlemler şikayetlerin kontrol altına alınmasına destek olabilir” diye konuştu.


“Burun alerjisi erken fark edilirse kontrol altına alınabilir”

Alerjik rinitin, doğru yaklaşımla kontrol altına alınabilen bir hastalık olduğunu aktaran Op. Dr. Dadaş, “Ancak birçok hasta, şikâyetlerini basit bir nezle olarak değerlendirip tedaviye geç başvurabiliyor. Bu da hastalığın kronikleşmesine neden olabiliyor. Burun alerjisi olarak bilinen alerjik rinit, erken dönemde fark edilip uygun şekilde yönetildiğinde hastaların yaşam kalitesini belirgin şekilde artırmak mümkün. Özellikle uzun süren burun tıkanıklığı, sık hapşırma ve gözlerde sulanma gibi şikâyetler hafife alınmamalı ve bir uzmana başvurulmalı” dedi.

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM