Her yıl çeşitli etkinliklere sahne olan 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü; emeğin değerine, çalışanların haklarına, adil, güvenli ve eşitlikçi koşulların önemine dikkat çekiyor
GÜLCİHAN ALTINKAYA
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, dünya genelinde işçilerin haklarını, emek mücadelesini ve dayanışmayı simgeleyen bir gün olarak kutlanıyor. Her yıl 1 Mayıs’ta kutlanan ve birçok ülkede resmi tatil ilan edilen bu önemli günde, emeğin değerine, çalışanların haklarına ve adil, güvenli ve eşitlikçi koşulların önemine işaret ediliyor. 1 Mayıs, genellikle yürüyüşler, mitingler ve çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Aynı zamanda geçmişte emek mücadelesinde hayatını kaybedenler de anılıyor. Emekçilerin sesi olan 1 Mayıs, her yıl olduğu gibi bu yıl da ‘eşitlik, adalet ve dayanışma’ çağrılarıyla yankılanıyor.
Geçmişten günümüze hak arayışı sürüyor
1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, işçilerin çalışma hayatında karşılaştığı tarihsel süreçte, çözümü için mücadele verilen sorunlar öne çıkıyor. Bunlardan en önemlileri çalışma saatleri, gelir eşitsizliği, iş güvenliği ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi olarak biliniyor. Geçmişten günümüze işçilerin 12–16 saatlik çalışma sürelerinden 8 saatlik iş gününe geçişi bu mücadelenin simgelerinden biri. Diğer yandan asgari ücretin enflasyon karşısında erimesi, sendikalaşma oranlarının düşüklüğü, yaşam maliyetlerinin her geçen gün artması ve gelir dağılımındaki eşitsizlik temel sorunlar arasında yer alıyor. Her yıl yüzlerce işçi iş kazalarında hayatını kaybediyor. Bu nedenle en hayati konulardan biri olarak iş güvenliği büyük önem taşıyor. Bu nedenle 1 Mayıs, sadece tarihsel bir anma değil emek mücadelesinin simgesi olmayı sürdüren anlamlı bir gün.
Çalışanların en baskın duygusu yorgunluk
Türkiye’de çalışanlar ücret eşitsizliği, çalışma koşullarındaki fiziksel zorluklar ve ruhsal yıpranma ile birlikte yorgunluk duygusuyla savaşıyor. Meditopia’nın 2025 çalışan wellbeing raporu, Türkiye’deki çalışanların genel esenlik skorunun 54,8 ile kırılgan bir dengede olduğunu ortaya koyuyor. Araştırma sonuçları, çalışanların yıl boyunca en çok yorgunluk hissettiğini ve fiziksel sağlık desteğine ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Rapora göre, çalışanların yüzde 48’i en büyük stres kaynağı olarak fiziksel sağlık sorunlarını ve uyku kalitesini görüyor. Rapordan öne çıkan bulgulara göre, yıl boyunca çalışanların en baskın hissettiği duygu yüzde 37 ile yorgunluk olurken, stres ve kaygı indeksleri yüksek seviyelerde seyretmeye devam ediyor. Araştırmada, çalışanların yüzde 81’i gün içinde fiziksel ağrı hissettiğini belirtirken, yüzde 54’ü hayatında hiç egzersiz yapmadığını ifade ediyor.
Tarihi nereye dayanıyor?
1 Mayıs’ın tarihsel kökeni ise 19. yüzyılın sonlarında işçilerin daha insani çalışma koşulları ve özellikle 8 saatlik iş günü talebiyle yürüttükleri mücadelelere dayanıyor. 1886 yılında ABD’nin Chicago kentinde yaşanan Haymarket Olayı, işçi hakları mücadelesinin sembollerinden biri haline gelirken; 1889 yılında 1 Mayıs, uluslararası işçi hareketi tarafından işçilerin birlik ve dayanışma günü olarak anılmaya başlandı. Diğer yandan Türkiye’de de 1 Mayıs, 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun kapsamında “Emek ve Dayanışma Günü” olarak genel tatil günleri arasında yer alıyor. Kanunda 1 Mayıs günü açıkça genel tatil günü olarak sayılıyor.
