Kaymalar

‘Kulaktan kulağa’ sevilen oyunlardan birisiydi, en az 3-5 kişiyle (tercihen daha kalabalık) yan yana dizilerek oynanan, fısıldanan bir cümlenin son kişiye kadar değiştirilmeden ulaştırılmaya çalışıldığı eğlenceli bir oyundur. İlk oyuncu bir cümle belirler, yanındakinin kulağına sessizce fısıldar ve bu fısıltı zincirleme şekilde son kişiye kadar aktarılır. Kalabalık ve heyecanlı ortamda baştaki mesajın orijinal biçimde sonuncuya ulaşması bir takım tuhaflıklar ile sona erer.

Şubat 1945’te Yalta’da, o zaman ki yeni dünya düzenin üç galibi ve gücü, ABD, Sovyetler Birliği ve Birleşik Krallık’ın masasında şekillendi. İkinci Dünya Savaşı ertesinde ekonomi, politik, güvenlik mimarisi de çizildi. 1945 küresel düzen çatısı altında işleyecek ekonomik sistemin detayları Temmuz 1944’de Bretton Woods’ta, uluslararası siyasi ve kurumsal yapı ise Ekim 1944’de Washington DC’da tamamlanmıştı. 

Bugün ise, 80 yıllık eski küresel düzenin çözüldüğü, dağıldığı bir ortamda,15 Ağustos 2025 Alaska Zirvesi’nden 14 Mayıs 2026 Pekin Zirvesi’ne, yeni küresel düzenin mimarisine yönelik yapılandırılıyor. Hatta Trump’ın Pekin ziyaretinin ardından Putin de 19-20 Mayıs’ta 25. Pekin ziyaretinde. Ayrıca Trump, Şi Cinping’i resmi olarak ABD’ne davet etti. 

Gerek 1945′ Yalta, gerekse şimdi ki ziyaretler sürecinin, masanın o zaman etrafında olan ABD, SSCB ve Birleşik Kırallık ve şimdi masada oturan ABD, Çin, Rusya dışında diğer olmayanları ilgilendirecek çok sayıda karar ve tercihleri içerdiği bir gerçektir. Belki de son bir asırlık düzenin şimdi sorgulanır hale geldiği, düzensizlik yanında belirsizlik; dünyamızın geri kalanını, diplomasinin ironik benzetisi “masada değilseniz o halde menüdesinizdir” kaygısına teslim ediyor. 

Biliyorsunuz geçende Kral Charles III bulunduğu ABD ziyaretinde:
konuk birisi ‘asırlarca uzun’, ev sahibi diğeri ‘daha dün gibi'(250 yıl) geçmişleri ile ilgili tiratları ‘hangi dili konuşuyor olacaklardı’ üzerinden şaka şenlik atışmalar biçiminde seyretmişti. Oysa bu ikili meselelerini Anglo-Amerikan pratiği içinde mutlak çözerler. Ya da çözülürler.

Lakin İkinci Dünya Savaşı sonrasının finans dili dolar, güvenlik dili NATO, stratejik dili Washington olmuştu. Londra, ABD’nin en yakın ortağı olarak sistem içinde etkiliydi. Ancak, son yıllarda Birleşik Devletler ve Birleşik Kırallık arasındaki var olan Anglo-Sakson yakınlık giderek zayıfladı. Brexit sonrası ekonomik daralma, enerji kırılganlığı, sanayi kapasitesindeki aşınma ve küresel stratejik ağırlığın Atlantik’ten Hint-Pasifik’e kayması ile birlikte, Birleşik Kırallık artık küresel düzeni koruyucu pozisyon almıştı.

Çin ise, tam tersine, yeri geldikçe, 1944’den bu yana sistemin dışından gelen değil; kurucu masanın tarihsel ortağı olduğunu hep hatırlattı. 1944 görüşmelerinde, Çin zaten stratejik ortaktı. Bugün, Pekin’in sözleri, sisteme girmekten çok, kurucu ortaklık statüsünün yeniden tanımlanması talebidir. Başkan Şi Jinping’in konuşmalarında yükselen ton da buradan geliyor.

Yeni küresel düzeni kurmak üzere masaya oturmuş üç süper güç olarak, Çin yüksek kapasiteli üretim, teknoloji, kritik mineraller ve ticaret ağlarıyla; Rusya enerji, nükleer kapasite ve askeri baskı gücüyle; ABD ise dolar, finans sistemi ve güvenlik mimarisiyle konumlanmış durumdalar. 

İlginç olan, ister Cumhuriyetçi, ister Demokrat olsun, Washington’un 2010’dan bu yana temel meselesi; yeni bir küresel düzen kurmak değil; kendi kurduğu Atlantik-Pasifik küresel düzeninin çözülmesini engellemek. Ancak, ABD bu süreci engellemenin artık mümkün olmadığı gerçeği ile yüzleşerek, en azından çözülmeyi yönetmeye çalışıyor.

Demir Uzun

Diğer Yazarlar