İnsanların çalışma hayatında işe ihtiyaçları var. Asgari ücretle çalışan işçiler bir önceki yılın enflasyon farkını alarak refah düzeyini koruyordu. Bazı yıllar yapılan ek ferah zammı ile de mutlu oluyordu. AKP döneminde TÜİK’e getirilen yöneticilerle enflasyon hesaplaması değiştirildi. Enflasyon hesabı gerçeğe yakın yapılan hesaptan uzaklaştırıldı. Yıllar içinde gerçek enflasyon ile TÜİK enflasyonu arasındaki fark, teknik ifade ile makas açıldı. Bu durumda ücretlerin satın alma gücü düştü. Memurlara da maaş düzenlemesi TÜİK hesabına göre yapıldığı için işçinin yanında memurun da satın alma gücü zayıfladı.
Çalışanlar satın alma gücünün düşmesi karşısında tepkilerini dile getirmekte zorlandılar. Yeni maliye bakanı Mehmet Şimşek döneminde maaş ve ücretlerde bir önceki yılın enflasyonunun yarattığı kaybı giderecek ücret düzenlemesi yerine “gelecek dönemde hedeflenen enflasyon” hesabı ortaya atıldı. Önceki yılın enflasyon kaybını gidermek için enflasyon kadar zam yapmak yerine yarısı kadar oranda artış yapıldı. Muhtemel enflasyon artışı tutturulamadı ama bir sonraki yıl sanki hedef tutturulmuş gibi umursanmadan yeni olası enflasyon hesabı ile zam yapıldı. Çalışanların geçim düzeyi giderek düştü, yaşam kalitesi bozuldu.
Özetle olası enflasyon her zaman gerçekleşen enflasyonun altında kaldı. İşin ilginç yanı TÜİK’in hesapladığı enflasyon bile altında kaldı. Böylece işçisi de emeklisi de iyice sıkıştı. Bu durum piyasaya da yansıdı. İşsizlik oranı TÜİK’e göre fazla değişmese de ehliyetli işçilerin bir kısmı “asgari ücretle çalışmam” diyerek evde oturdu, bir kısmı da aradığı işi bulamadı.
Devlet sektöründe işçi alımları geçici olarak yapılıyor sayısı da sınırlı. İşsizlik sorununun çözümünde girişimcinin fabrika kurması, işyeri açması gereklidir. Çiftçiye verilecek destekle işçi alımı sağlanabilir. Ürünün ekiminde, sulanmasında, çapalanmasında, ayrık otlarının ayıklanmasında, gübrelenmesinde, toplanmasında, kasalanmasında işçiliğe gereksinme duyulur.
Bir başka istihdam kaynağı da belediyelerdir. Mevsimlik işçi ihtiyacı kadar, belediye işleyiş sisteminin modernleştirilmesi amacıyla yeni personel alınabilir. Önceki dönemlerde belediyelerde “hayali işçi” alımı yapılarak internette trol olarak kullanıldığı, bazı torpillilerin sadece bankamatik olarak işe alındığı biliniyor. Çok yüksel yerlerden gelen torpillilerin bir kısmının onbinlerce hatta yüzbinlerce doları alıp yurtdışında eğitime gittikleri belgelendi. 2019 Yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediyesini muhalefet partisi CHP alınca bütün bu sırlar açığa çıktı. Belediye emlaklerinin de yandaş vakıflara tahsisi edildiği, vakıflara yüz milyonlarca lira destek verildi açıklandı.
Peki, sonra ne oldu? AKP özelikle CHP’li belediyelerin emlaklerine, özellikle gelir getiren emlaklerine el koymaya başladı. Yenilenmiş tarihi binaları Vakıflar Müdürlüğüne aktardı. Belediyelerin devlete olan borçları için banka hesaplarına haciz koydurdu. Bazı belediyeler personelinin maaşını bile ödeyemedi. Yine de birçok belediye kendi aralarında dayanışma ile bu sorunu aştı. Bu arada belediyelere yasa ile ek görev vererek örneğin hayvanlara barınak yapın, sokaklardan toplayın, “imha” edin diyerek onları vatandaşla karşı karşıya getirdiler.
Belediyelerin gereksiz harcama yapmasına engel oluyoruz diye tüm yaz konserlerine soruşturma açtılar. Oysa Kültür ve Turizm Bakanlığı yüzlerce sanatçıyı nerede ise kadrosuna alıp Türkiye’nin her yerinde konserler verdirmeye başladı, sergiler, fuarlar, yabancı sanatçılarla büyük bir kültür propagandasına girişti. İyi de yaptı, çok da başarılı gidiyorlar. CHP’li belediyelerin “biz de yaparız” diyeceklerine “tasarruf tedbirleri gereğimce yapamıyoruz” deyip işin içinden çıktılar. Egeli birçok belediye ise ot festivali, enginar festivali gibi içi zenginleştirilmiş etkinliklerle kitlelerle bağ kurmayı başardılar.
Belediye gelirlerindeki kısıtlama birçok belediyenin yeni projelerle geçici de olsa istihdam saplama, yerel ortaokullu ve liseli spor kulüplerine destek veremedi.
Enflasyonu düşürmek iddiasını bir yana bırakıp vatandaşa iş bulmak gerek.