Patronun Gölgesinde Yönetmek

Aile şirketleri, bu ülkenin en gerçek işletme okullarıdır. İçinde alın teri vardır, cesaret vardır, fedakârlık vardır. Bir masa etrafında başlayan işler, zamanla mağazaya, fabrikaya, markaya dönüşür. Ama o masanın etrafında bir şey daha büyür: alışkanlıklar.

İşte aile şirketlerinin en güçlü yanı da en kırılgan yanı da buradadır.

Bir aile şirketi büyüdükçe, işler doğal olarak daha karmaşık hale gelir. Finans ayrı uzmanlık ister, insan yönetimi ayrı, satış ayrı, üretim ayrı. Kurucu patron bir noktadan sonra her şeye tek başına yetişememeye başlar. İşte tam bu noktada profesyonel yönetici devreye girer.

Kâğıt üzerinde bu tablo son derece nettir. Patron, profesyonel yöneticiyi şirkete düzen getirsin, sistemi kursun, büyümeyi hızlandırsın diye işe alır. Ama hayat, düşünülenin aksine organizasyon şemalarından daha çetrefillidir.

Çünkü aile şirketinde profesyonel yönetici sadece iş yönetmez. Aynı zamanda hassas dengeleri, görünmeyen sınırları, duygusal alanları ve aile içi güç ilişkilerini de yönetmek zorunda kalır.

Patronun Beklentisi Çoktur, Alan Açması Zordur

Aile şirketlerinde patronlar profesyonel yöneticiden genellikle çok şey bekler.

Daha fazla kârlılık isterler.
Daha fazla disiplin isterler.
Daha iyi raporlama isterler.
Daha iyi ekip yönetimi isterler.
Daha az hata, daha çok sonuç isterler.

Ama aynı patron, bazen bu sonuçları doğuracak yetki devrini yapmakta zorlanır.
Yani profesyonel yöneticiye şu mesaj verilir:
“Gel, şirketi kurumsallaştır. Ama bizim düzeni de çok sarsma.”

İşte aile şirketlerindeki temel gerilim budur. Patron profesyonellik ister ama bir taraftan da kontrolü bırakmak istemez. Sistem ister ama son söz yine kendisinde olsun ister. Yetkin insan arar ama o yetkin insanın fazla öne çıkmasından da zaman zaman rahatsız olabilir.

Bu, çoğu zaman kötü niyetten değil, kuruculuğun doğasından kaynaklanır. Çünkü patron için şirket sadece ticari bir varlık değildir. O şirket onun ömrüdür, riskidir, mücadelesidir, bazen de soyadıdır.

Profesyonel Yönetici Kafada Nereye Konur?

Asıl mesele tam da budur.

Birçok aile şirketinde profesyonel yönetici organizasyon şemasında üstte görünür ama zihinsel hiyerarşide her zaman aynı yerde durmaz. Unvanı yüksek olabilir; ama patronun kafasındaki yeri çoğu zaman “emanetçi” ile “ortak akıl” arasında bir yerdedir.

Bazı patronlar profesyonel yöneticiyi gerçek bir yönetim partneri gibi görür. Böyle yerlerde şirket ilerler.

Bazıları ise onu iyi maaş alan, işi bilen ama nihai aidiyeti olmayan bir uygulayıcı gibi konumlar. Böyle yerlerde profesyonel yönetici ne kadar başarılı olursa olsun görünmez bir cam duvara çarpar.

Çünkü patronun zihninde yazılı olmayan bir cümle vardır:
“Aile kalıcıdır, profesyonel geçicidir.”
Bu cümle yüksek sesle söylenmez. Ama birçok kararı sessizce etkiler.

İlişki Nasıl Yürür, Nasıl Tıkanır?

Aile şirketlerinde patron ile profesyonel yönetici ilişkisi sözleşmeyle başlar, güvenle yürür, belirsizlikle bozulur.

İlişkinin sağlıklı olması için roller net olmalıdır. Kimin neye karar vereceği belli olmalıdır. Aile üyeleri ile profesyonel kadro arasında iki ayrı hukuk işletilmemelidir. En önemlisi de patron, farklı görüşü sadakatsizlik olarak okumamalıdır.

Profesyonel yönetici de hata yapar. Ama en büyük hatası genellikle şudur: Aile şirketini sadece prosedürle yönetilebilecek bir yapı sanmak. Oysa aile şirketinde rakam kadar duygu, süreç kadar geçmiş, hedef kadar ilişki vardır.

Yani burada başarılı olmak için sadece iyi yönetici olmak yetmez; doğru zamanlamayı bilen, insanı okuyabilen, sabırlı ve dengeli bir yönetici olmak gerekir.

Değersizleştirme Neden Olur?

Evet, aile şirketlerinde profesyonel yöneticiler zaman zaman değersizleştirilir.
Bunun birkaç temel nedeni vardır.

Birincisi, kontrol kaybı korkusudur. Kurucu patron yıllarca her kararı kendi vermiştir. Şirket onun refleksleriyle büyümüştür. Şimdi bir başkasının etkili hale gelmesi, bazen onda görünmeyen bir tedirginlik yaratır.

İkincisi, aile bağlarının kurumsal yapının önüne geçmesidir. Unvanı küçük ama soyadı büyük olan biri, yılların profesyonelinden daha etkili hale gelebilir.

Üçüncüsü, profesyonel yöneticinin başarısının bazen tehdit gibi algılanmasıdır. Patron iyi sonuç ister ama çevrenin “Şirketi artık bu yönetiyor” demesinden hoşlanmayabilir.

Dördüncüsü ise bakış açısı sorunudur. Bazı aile şirketlerinde profesyonel yönetici hâlâ “maaşlı çalışan” kategorisinde değerlendirilir. Oysa iyi bir profesyonel yönetici, maaş alan memur değil; şirketin geleceğini inşa eden akıldır.

Bir Hikâye Her Şeyi Anlatır

Bir makine imalat şirketi düşünün. Kurucu patron çok çalışarak şirketi büyütmüş. Oğlu satışta, kızı finansmanda, damadı satın almada. İşler belli bir hacme ulaşınca dışarıdan deneyimli bir genel müdür getiriliyor.

Yeni genel müdür birkaç ay içinde önemli tespitler yapıyor. Karlılığı düşük müşterileri belirliyor, gereksiz stokları azaltacak bir sistem öneriyor, finansman yöntemlerine dokunup görev tanımlarını da netleştirmek istiyor. Hatta şirketin büyümesi için bazı aile üyelerinin rollerinin de yeniden tanımlanması gerektiğini söylüyor.
Başta patron çok memnun.
“Tam aradığımız yönetici” diyor.
Ama işler kısa sürede değişiyor.

Genel müdür, damadın yaptığı plansız satın almaları eleştirince yüzler geriliyor. Finansman bölümünden düzenli veri isteyince kızının morali bozuluyor. Satış yapısını değiştirmek üzere harekete geçince oğul buna direniyor.

Patron bir süre sonra şu cümleyi kuruyor:
“İşi biliyor ama bize uymadı.”

Aslında sorun, yöneticinin işi bilmemesi değil. Sorun, onun profesyonelliğinin, aile düzeninin konfor alanına dokunmuş olmasıdır.

Bir süre sonra genel müdür ayrılıyor. Şirket eski yöntemlerle devam ediyor. Aradan bir yıl geçmeden aynı sorunlar yeniden büyüyor. Bu kez patron çevresine şu cümleyi söylüyor:
“İyi profesyonel bulmak çok zor.”

Oysa mesele çoğu zaman iyi profesyonel bulmak değildir. İyi profesyonelin çalışabileceği iklimi kuramamaktır.

Son Söz: Sandalye Vermek Yetmez, Yer Açmak Gerekir

Aile şirketlerinde profesyonel yöneticiye oda vermek, masa vermek kolaydır; kartvizit vermek daha da kolaydır. Zor olan, ona gerçek etki alanı vermektir.

Patron şunu kabul etmedikçe bu ilişki sağlıklı işlemez:
Profesyonel yönetici, patronun otoritesini zayıflatmak için değil, şirketin kapasitesini büyütmek için vardır.

Profesyonel yönetici de şunu unutmamalıdır:
Aile şirketinde yönetmek, sadece tablo yönetmek değildir; ilişki yönetmektir.
İki taraf bunu anladığında şirket büyür.
Anlamadığında ise profesyonel yönetici koltukta oturur, ama direksiyona hiçbir zaman tam geçemez.
Ve direksiyona geçemeyen yöneticiden de yol göstermesi beklenir.

Ali Serdar Süalp

Diğer Yazarlar