Kazanan Kim Olacak?

Her türlü savaşın içindeyiz. İran’a yönelik saldırılar dünyada önde gelen savaşlardan birisi. Bu savaşı tetikleyen iki kişi var; birisi Donald Trump, diğeri Benjamin Netanyahu. Biri ABD devlet başkanı, diğeri İsrail başbakanı. Bu iki liderin ortak noktası kamuoyunda siyasi desteklerini yitirmelerden ötürü, bir sonraki seçime dek güç kazanmak amacıyla savaş ilan etmeleri.

Netanyahu savaş ilan ederken İsrail’in eskiden beri uyguladığı yayılmacı politikayı yaşama geçirdi. G azze’yi yakıp, yıkıp 75 bin kişiyi öldürmekle kalmadı, topraklarını Gazze’ye doğru genişletti.

Ahmet El Şara Suriye’nin başına getirildi. Sonra ne oldu? Suriye’nin deniz kuvvetlerine bağlı askeri gemileri, hava üsleri, uçakları İsrail tarafından yok edildi. İsrail daha önce işgal edilen Golan tepelerine ek olarak Şam’a doğru 20 kilometre daha ilerledi. Artık Şam’a kuşbakışı bakar duruma geldi.

İsrail Hizbullah’ı öne sürerek Lübnan’ın altyapısını bombaladı ve Lübnan’ı da kısmen işgal etti. Kamuoyundan siyasi destek için bu kez ABD ile İran’a saldırmaya başladı.

Trump Gazze’yi turistik tatil bölgesi yapacağım dedi. Bunun için birçok devlet başkanını zoraki ricayla yönetime aldı ama Gazze’deki ortam değişmedi. İsrail bombalamaya, Gazze’deki Filistinlileri öldürmeye devam ediyor.

İçinde insan sevgisi olmayan, şiddetle insanları sindireceklerine inananlar ister Netanyahu isterse Trump olsun ülkelerinde yeterli destek bulamadıkları gibi dünya halklarından da nefret kazanıyorlar. Amerikalılar birçok ülkede uzaylı gibi yabancı muamelesi görürken, yüzyıllarca Avrupa’da eziyet gören Musevilere sahip çıkan Avrupalılar şimdi büyük bir ikilem içinde. Netanyahu yüzünden kapatılan veya başında güvenlik güçleri bekletilen çocuk kreşlerindeki çocuklar ve anneleri nefreti tetikleyen bu durumu hak ediyor mu acaba?

Netanyahu Gazze’de çocukları açlıktan öldürdü, onbinlerce Filistinli yetişkin ve çocuğu sakat kalacak, ömür boyu destek almak zorunda bıraktı. Netanyahu insanları, çocukları katletmekten zevk alan bir katil konumunda. Trump’a gelince Epstein davası onun canını yaktı. Trump’ın ABD’nin kendi müttefiklerini bile tehdit eden tavırlarına Amerikan halkının verdiği destek gittikçe kayboluyor. Tehdit ve şantaj Amerikan halkının muhafazakâr kesimince kısmen destek bulabilir. Geçen seçimde Trump’ın tahrik ettiği insanların silahla kongre binasını basmasını ve birçok mobilyayı tahrip etmesi bir deneme miydi acaba? Ancak ABD’de devleti şiddetle kontrol altına alabilecek bir devlet başkanı sadece hayal ürünü olabilir.  Ancak Trum yine de denemenin peşinde.

Evet! Trump’ın İran’a saldırarak onların Hürmüz körfezini kapattırmasını öngörmüş müydü, bilemeyiz. Görünen o ki Trump Hürmüz boğazını öne sürerek ABD- İran gerilimini sürdürüyor. Hürmüz boğazının İran tarafından kontrol edilmesi, bir ara kapatması bölgeden petrol ve LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) alanların İran’a karşı tavır almalarına yol açtı mı, açmadı.. Trump petrol ve LNG kozunu kullanarak Hürmüz boğazını açmak için birçok ülkeye deniz gücü ve savaş uçağı yollamasını istedi. İspanya ve İtalya başta olmak üzere birçok ülke ve hatta NATO genel sekreteri bu çağrıyı reddetti.  ABD Hürmüz Boğazına uyguladığı ambargoda yalnız kaldı.

Trump yalnız kaldı ama isteyerek mi kaldı? Birçok ülkede petrolü temin sıkıntısı var, fiyatlar yükseldi. Kahrolsun Rusya diyen Trump İran’a 28 Şubat’ta başlattığı saldırı sırasında Rusya’nın petrol satışını serbest bıraktı. Bu önceden bir hesap mıydı bunu zaman gösterecek. Fakat ABD’nin öngördüğü İran’a 4-6 hafta süre içinde diz çöktürülme planı gerçekleşmedi. On hafta geride kaldı. 

Kanımca Trump kendisine silahlı güç vermeyen AB ülkelerini cezalandırmak, hatta onlardan intikam almak için Hürmüz’e ambargoyu sürdürüyor. Trump ne kadar galip geldik, İran’ı sildik dese de Hürmüz boğazı açılmadı, petrol sevkiyatı canlanmadı.

Kazanan ne Trump ne de Netanyahu olacak, üzüntümüz ise milyonlarca insanın yaşam zorluğu çekmesi.

İskender Odabaşoğlu

Diğer Yazarlar