Siyasi Alan

Kitlelerin, dolayısı ile içerisinde bulundukları çevrelerin karar ve tercihleri ile uygulama geniş parantezinin dışında kalan tabiat olayları ve nüfus artışı; peşi sıra diğer tüm değişkenleri daima etkileyebilmişlerdir.

Tarihi süreç içerisinde Mısır, Helen, Roma yapılarının bugün ki küreselleşme anlamında olmasa da global nitelikler taşıdıkları düşüncesinde olanlar yanında, küreselleşmenin muhtelif zamanlarda başlamış olduğunu ileri süren farklı görüşler vardır. Eğer insanoğlunun içerisinde fiziken yaşadığı gezegenin 20.asrın başında son coğrafi keşif Kuzey Kutbu ile tamamlandığı varsayımından hareketle (bölgede yerleşik bulunan eskimoların (ihmal edilebilirliği dairesinde) önemli bir bileşenin küresel nitelik kazandığı ileri sürülebilir. Nihayet şimdilik gelinen merhale, hayatın en değerli unsuru olan toplum ve bireysel sağlık konusunda; Dünya Sağlık Örgütü’nün çok yakında ‘iklim krizi’nin global bir sağlık sorununa dönüştüğünü ilan etmeye hazırlandığı, savunma harcamaları gibi ek bir sektörün vazgeçilmez olarak küresel literatüre alındığıdır.

Batının iktisadi anlayış ve sisteminin temelini teşkil eden kapitalizm, nüfus ve münasebetlerin artışına paralel olarak günümüzdeki küreselleşmenin ortaya çıkmasında önemli bir araç olarak karşımıza çıkar. Milenyum itibarıyle küreselleşme yönelişinden uzaklaşma alametlerinin devletler arasında ortaya çıkardığı itiş kakış ile iktisadi milliyetçilik ve jeopolitik önceliklerin daha çirkin bir dünyanın kapısını aralayabileceği ihtimali ne yazık ki mevcuttur.

Kapitalizmin gelişmeye başladığı 1870-1914 döneminde ülkeler arasındaki ekonomik ilişkiler artmıştı. Bu dönemde ulaşımın ve iletişim ağlarının gelişmesiyle dünyanın farklı bölgeleriyle fiziki temas kurma imkanı ortaya çıkmış ve bunun doğal bir sonucu olarak ülkeler arasındaki ticaret hızla artmıştı. 2. Büyük Savaşın hemen sonrasında devletler ağının arasında teşkil ve himaye edilmiş kurumsal nitelikli IMF, GATT, OECD vb kuruluşların hayata geçirilmesi ile iktisadi bağların ön aldığı küreselleşme ivme kazanmıştır. 

Önceki çağlarda sosyal, ekonomik, siyasal münasebetlerin artması ile tabii bir seyri olan global ilişkiler, 20.asırda bilhassa üretimin küreselleşmesi ile iktisadi mahiyet kazandı. Öyle ki; devletler aracılığı ile korumacılık, anti damping, yaptırımlar, rekabet boyutu gibi pek çok enstrümanın etkili olabildiği bağlayıcı bir uluslar arası siyaset alanı ortaya çıkmıştır. 

Üzerinde durulmasında fayda olabilecek bir husus; küreselleşmede sıklıkla başarılar ile zikredilen değerlendirmelere rağmen gelinen noktanın ‘su kaldırmasıdır’. Zamanla oluşan karar ve tercihlerin yanı sıra ikircikli siyasi tutum ve davranışların nedense belli aralıklarla yeni bir dünya düzeni arayışlarına ihtiyaç duyulası ve güvensizliği mütemadiyen arttırma eğiliminde olunması ile düşünülmeye ve dikkate değer alakasıdır. 

Demir Uzun

Diğer Yazarlar