Ailem güvende ama nasıl?

Hukukun üstün olduğu bir ülkede herkesin güvende olması gerekir. Devletin görevi vatandaşlarının güvenliğini sağlamasıdır, buna ülkesini ziyaret eden veya ülkesinde yaşayan yabancılar da dahildir. Ancak bir gerçek var ki, güvenlik sistemleri hakkında hiçbir eğitimi olmayan, bu konuda kitap bile okumadığını söyleyen birisini içişleri bakanı yaparsanız o kişi ülkenin güvenliğini nasıl sağlar? O zaman öyleydi, bugün böyle diyenlerin de mutlaka bir dayanağı vardır diyenler olabilir. Bu kişilerin gerekçelerini öğrenmeyi merak ediyorum.

Güvenlik çok önemli. İnşaat mühendisiyim, uzun yıllar Yapı Denetimde çalıştım, Ege Yapı Denetim Kuruluşları başkanlığını yaptım. Türkiye Yapı Denetim Kuruluşları Genel Başkan Yardımcısı görevinde bulundum. Denetimi getiren 595 sayılı Yapı Denetim Kararnamesini Anayasa Mahkemesinde iptal ettirenler bu kez Yapı Denetim Kanununun da başvuruda bulunmuşlardı. Bunun üzerine Ankara’ya gittim. Anayasa Mahkemesi üyelerinden ikisi ile görüşerek bu kanunun iptali ile partilerin açıktan inşaat müteahhitlerinden alacağı desteğin milyarlarca lira olduğunu ve inşaat denetimlerinin müteahhidin keyfine göre olacağını değerli üyelere anlattım. Kendileri güvenli evde oturabilirler ama güvensiz yapılara ziyarete gittikleri zaman veya yakınlarının oturduğu evde olası depremde yakınlarını kaybedeceklerini de anlattım. Anaya Mahkemesi 4708 sayılı Yapı Denetim Kanununun iptal edilmesi başvurusunu çoğunlukla reddetti. Ülkemde can güvenliği için önemli bir adım atmıştık meslektaşlarımla.

Böylece yapı denetimcileri projeleri inceleyecek, gerekirse düzelttirip onaylayacak ve inşaat da bunlara uygun olarak ve eksiksiz biçimde yerine getirilecekti. Yapı denetçileri devlet memuru hükümlerine uygun olarak hata yaparlarsa cezalandırılacaktı. Yine de denetim anlaşması için devletin öngördüğü ücretten indirim yapanların bir kısmı bunu denetlemede eksikliğe yönlendirdi, denetim yapmadan istenen belgelere imza atanlar oldu. “Rüşvet verip rüşvet alanlar” da oldu. Depremlerde veya uygulama sırasında bazı yapılar çöktü veya hasar aldı, cezası da yapı denetçilerine kesildi.

Bu arada binalarda betonarme iskeleti tahrip eden kiracılar, daire ve dükken sahipleri çıktı. Görünüş ve yerleşim için kolonları kesen, kirişleri kıran, taşıyıcı duvarları kırıp pencere yapanlar oldu. Deprem sırasında da binalar çöktü, binlerce insan yaşamını yitirdi. Bunlardan birisi de Kahramanmaraş depreminde Ezgi apartmanı idi. Pastane sahiplerinin kestiği betonarme elemanlar nedeniyle 35 kişi yaşamını yitirdi.

Savcı betonu tahrip eden Kervan Pastanesi sahiplerinin her birine 876 yıl hapis cezası istedi. Mahkeme pastane sahiplerine 8’er yıl hapis cezası verdi ve tahliye etti. Pastane sahiplerinin dondurmacı olması, iktidarın kuruluşlarına, hatta Ankara’daki NATO zirvesine dondurma yollaması ve serbestçe dolaşmaları depremde ölenlerin ailelerini rahatsız etti. Mahkemeye yaptıkları itiraz reddedildi. Aileler oluşturdukları Adalet Peşinde Aileleri Platformu olarak Adalet Bakanlığı önünde kararı protesto ettiler. Platform sözcüsü Döne Kaya olayları anlattı. Yeni Parti Milletvekili Aslı Kaya da bir hekim ve anne olarak kararların gözden geçirilmesini istedi. Aileler Bakan Akın Gürlek’ten adalet istediler.

Aynı gün Bakan Gürlek “ailem güvende” operasyonu ile 15 ilde 162 kişi, dokuz dernek ve 13 işletmeye yönelik adli işlemlerin düzenlendiğini belirterek “Ailemizi koruyacağız. Çocuklarımızı koruyacağız. Geleceğimizi koruyacağız!” demişti. Kamuoyunda destek veren de karşı çıkan da oldu.

Sözü edilen aile, çocuk ve gelecek korumalarının yapılması için önce ailelerin ve çocukların hayatta tutulması gerekir, böylece gelecekleri korunmuş olur.

Ama öncelikle partilimizi koruyalım, sonrasına bakarız diyenler de olabilir. Dolayısı ile konumuz sadece korumak değil, koruma eylemindeki öncelik sıralaması. Yandaşlar korunursa diğerleri ölürse buradaki adalete ne adı verilir bilemiyorum.
Adalet herkese eşit uygulanmalı, değil mi?

İskender Odabaşoğlu

Diğer Yazarlar