Jak Eskinazi, Avrupa Birliği’nin imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşmalarına Türkiye’nin eş zamanlı dahil edilmesi gerektiğini söyledi
Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde karşı karşıya olduğu küresel ticaret düzenine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İzmir Ticaret Odası’nın ocak ayı meclis toplantısında konuşan Eskinazi, Avrupa Birliği’nin Mercosur ülkeleri ve Hindistan’la imzaladığı iki ayrı Serbest Ticaret Anlaşması’nın Türkiye için oluşturabileceği risklere değindi.
Türkiye’nin bu anlaşmaların dışında bırakıldığını aktaran Eskinazi, “Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşmalarına eş zamanlı dahil edilmesi artık tercih değil zorunluluk. Türkiye, Avrupa Birliği’nin arka bahçesi değil, düşük maliyetli tedarikçisi değil, geçici üretim merkezi hiç değil” dedi.
“Her yeni anlaşma rekabet baskısı yaratıyor”
Avrupa Birliği’nin, Mercosur ülkeleriyle Serbest Ticaret Anlaşması’na ve Hindistan ile ise yıllarca askıda olan Serbest Ticaret Anlaşması’na imzaları attığını hatırlatan Eskinazi, “Bu iki anlaşma sadece ticari değil, ham maddeye erişimi, gıda güvenliğini, sanayi üretimini, tedarik zincirlerinin geleceğini doğrudan şekillendiren stratejik hamleler. Avrupa Birliği, Mercosur ile ticaret hacminin 111 milyar eurodan kısa sürede 150 milyar euroya çıkarmak niyetinde. Avrupa Birliği, tarihin en büyük ticaret anlaşmalarından birini yaptı. Türkiye açısından asıl sorun burada başlıyor. Bugün Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği içindeyiz. Ancak Avrupa Birliği yeni Serbest Ticaret Anlaşmaları imzalarken Türkiye bu masada yer almıyor. Avrupa’nın imzaladığı her yeni anlaşma Türkiye açısından yeni bir rekabet baskısı yaratıyor. Yükümlülükleri üstleniyoruz ama avantajlardan yararlanamıyoruz. Bu durum artık teknik bir sorun değil, yapısal bir ticaret riski haline geldi” diye konuştu.
“Adil rekabet istiyoruz”
Mercosur ülkelerinin tarımda, ham maddede, yarı mamulde, dünyanın en düşük maliyetli üreticileri arasında yer aldığını ifade eden Eskinazi, bu ülkelerden gelen ürünlerin Avrupa Birliği pazarına sıfır gümrükle girerken Türk ihracatçısını fiyat rekabetini kaybetme riskiyle karşı karşıya bıraktığını söyledi.
Avrupa Birliği’nin Hindistan’la imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşması’nın risklerine değinen Eskinazi, “Hindistan düşük işçilik maliyetine, dev üretim ölçeğine hızla gelişen teknoloji kapasitesine sahip bir ülke. Bu anlaşma yürürlüğe girdiğinde bütün sanayi ürünlerinde Türkiye, Avrupa pazarında ana sektörde çok ciddi bir rekabet baskısıyla karşılaşacak.
Türkiye, Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum sağlamak zorunda ve karbon düzenlemesine tabi. Sürdürebilecek yatırımları yapmak zorunda ve vize serbesti konusunda yıllarca bekletiliyor. Ama diğer yandan yeni ticaret anlaşmalarının dışında bırakılıyor. Yani kurallara uyan ama oyuna alınmayan bir ülke konumundayız. Bu sürdürebilir değil. Biz korumacılık ve kapalı pazar istemiyoruz. Rekabetten kaçınmıyoruz. Sadece adil rekabet istiyoruz” dedi.
“Türkiye, AB’nin geçici üretim merkezi değil”
Türkiye’nin üretim gücüyle, lojistik avantajıyla, kalite standartlarıyla Avrupa’nın vazgeçilmez ortağı olduğunu belirten Eskinazi, şunları söyledi: “Ama bu ortaklık asimetrik yürütülemez. Gümrük Birliği’nin mevcut hali 2000’li yılların dünyasına ait. Bugünün dünyasında bu yapı Türkiye’yi korumuyor. Bu nedenle Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşmalarına eş zamanlı dahil edilmesi artık tercih değil zorunluluk. Türkiye, Avrupa Birliği’nin arka bahçesi değil, düşük maliyetli tedarikçisi değil, geçici üretim merkezi hiç değil. Türkiye, Avrupa’nın üretim güvenliği, tedarik sürekliliği ve sanayi dayanıklılığının temel taşı. Ancak bu rol, kapalı masa düzeyinde sürdürülemez. Son 15 yılda göreve gelen hemen her bakanımız Gümrük Birliği’nin modernizasyonu için çaba gösterdi. Ama maalesef sonuç alınamadı.”
Serbest Ticaret Anlaşmalarının dışında kalan ülkelerde yalnızca ticaret değil doğrudan yatırımların da yavaşladığını belirten Eskinazi, “Türkiye bu belirsizlikle yatırımcı gözünde rekabet avantajını kaybetme riskiyle karşı karşıya geldi. Bu nedenle önümüzdeki dönemde Türkiye en temel bir öncelikli gündemi Gümrük Birliği’nin modernizasyonu olmalı. Türkiye bu sürecin dışında kalırsa kaybeden yalnızca Türkiye olmayacak. Avrupa, en yakın ve güvenilir üretim ortağını zayıflatmış olacak. Bu riski görüyoruz, uyarıyoruz ve çözüm için masadayız ama bu masada Türkiye’nin sandalyesi boş kalmamalı” dedi.

