​Rüzgarda ‘Süper İzin’ ile yatırımlar hızlanacak

SEDA GÖK

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB), bu yıl 12-13 Mayıs 2026 tarihleri arasında Ankara’da düzenlenecek 15. Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi(TÜREK) öncesinde gazetecilerle bir araya geldi. Toplantıya TÜREB Başkanı Dr. İbrahim Erden, Türbin Üreticilerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Arif Günyar, Kamu İlişkilerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı, Sanayiden Sorumlu Başkan Yardımcısı Samet Güldoğan, Sayman, Finansal Kurum Paydaşlarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Çağrı Güven ve COP31 Hazırlık Komitesi Sorumlusu Osman Çotuker katıldı.
Düzenlenen toplantıda sektöre ilişkin değerlendirmelerde ele alındı. Kamu İlişkilerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı, enerji sektöründe mevzuat tarafındaki gelişmelere değindi. Arıcı, “2025 yılı mevzuat açısından oldukça yoğun bir dönemdi. 2026 itibarıyla ise ikincil düzenlemelerin tamamlanmasıyla birlikte yatırımların hız kazanacağını öngörüyoruz. Depolama tarafında ciddi bir potansiyel var ancak projelerin henüz sınırlı bir kısmının sahaya yansıdığını görüyoruz. Son dönemde hayata geçirilen düzenlemeler ve ‘süper izin’ süreciyle birlikte sektörün artık vites artırdığı bir döneme giriyoruz. Bununla birlikte yeni enerji mimarisi ve artan elektrikleşme ihtiyacı, konuyu sadece üretim tarafında değil, daha bütüncül bir çerçevede ele almamızı gerektiriyor. Veri merkezleri ve yapay zeka gibi yeni tüketim alanları da enerji talebini artıran önemli başlıklar arasında yer alıyor. Kısa vadede tamamlanmasını beklediğimiz son düzenlemeyle birlikte özellikle imar ve ruhsat süreçlerinde önemli bir kolaylık sağlanmasını hedefliyoruz” dedi.


“Rüzgar Enerjisinde Yerli Üretim, Enerji Bağımsızlığının Anahtarı”


Türbin Üreticilerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Arif Günyar, konuşmasında enerji arz güvenliği ve enerji kaynaklarında bağımsızlığın artık ülkeler için stratejik bir zorunluluk haline geldiğini vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti: “İklim değişikliğiyle mücadelenin yanı sıra, son yıllarda yaşanan küresel krizler enerji güvenliğinin ne kadar kritik bir konu olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Rüzgar enerjisi sektöründe faaliyet göstermekten büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Türkiye artık yalnızca rüzgârdan elektrik üreten bir ülke değil; aynı zamanda güçlü bir sanayi ve tedarik zinciri merkezi haline geldi. Rüzgâr türbini ekipmanlarının ülkemizde üretilmesi sayesinde hem enerji arz güvenliğimizi güçlendiriyor hem de yerli ve milli bir ekosistemi daha da ileri taşıyoruz.”

Sanayiden Sorumlu Başkan Yardımcısı Samet Güldoğan, rüzgâr enerjisinde büyümenin yalnızca üretim kapasitesiyle değil, altyapı ve süreçlerin bütüncül şekilde ele alınmasıyla mümkün olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Rüzgâr enerjisinde asıl altı çizilmesi gereken konu; izin süreçleri ile şebeke altyapısını sanayi politikasının ayrılmaz bir parçası olarak görmek olmalıdır. Rüzgârın büyümesi sadece türbin üretmekle değil, üretilen elektriği zamanında sisteme bağlayabilmekle mümkündür. Bu nedenle şebeke altyapısı, enerji dönüşümünün başarısında omurga niteliği taşımaktadır. Türkiye’de yatırımcı açısından en kritik başlıklar yalnızca finansman değil; izin süreçlerinin süresi, bağlantı kapasitesi ve iletim altyapısının zamanlamasıdır. Türkiye, rüzgâr enerjisinde yalnızca iç pazara odaklanan değil, aynı zamanda ihracat gücü yüksek bir sanayi üssü olmayı hedeflemelidir. Bu doğrultuda kalite standartları, sertifikasyon ve test altyapısının güçlendirilmesi, lojistik imkanların geliştirilmesi ve uzun vadeli, öngörülebilir bir sanayi stratejisinin oluşturulması büyük önem taşımaktadır.”


120 GW hedefi için yıllık 6 milyar dolar finansman gerekiyor


TÜREB’in Sayman, Finansal Kurum Paydaşlarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Çağrı Güven ise, birlik olarak önceliklerinden birinin yatırımcıların finansman kaynaklarına erişimini kolaylaştırmak olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Türkiye’nin önünde çok net ve iddialı bir hedef var: 120 GW kurulu güce ulaşmak. Bu hedef, yaklaşık 80 milyar dolarlık bir yatırım anlamına geliyor. Rüzgar projelerinin finansman yapısına baktığımızda ise yatırımların yüzde 70-80’inin krediyle finanse edildiğini görüyoruz. Bu da önümüzdeki 10 yıl için yaklaşık 60 milyar dolarlık bir finansman ihtiyacına işaret ediyor. Bu tabloyu yıllık bazda değerlendirdiğimizde, Türkiye’nin her yıl ortalama 6 milyar dolarlık bir finansman kaynağı yaratması gerekiyor. Mevcut yerli finansman imkanları önemli olmakla birlikte, bu büyüklükteki bir ihtiyacın karşılanabilmesi için uluslararası finans kuruluşlarının, ihracat kredi ajanslarının ve kalkınma finansmanı kurumlarının daha aktif rol alması kritiktir. TÜREK kapsamında düzenleyeceğimiz oturumlarda, uluslararası finans kuruluşlarının temsilcileriyle birlikte bu konuları detaylı şekilde ele alacak, çözüm önerilerini ve iş birliği imkanlarını değerlendireceğiz. Amacımız, Türkiye’nin rüzgar enerjisi potansiyelini hayata geçirecek finansal zemini daha güçlü ve sürdürülebilir hale getirmektir.”

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM