Sanayici üretimi ve rekabeti korumayı zorunluluk olarak görüyor

İSO Başkanı Bahçıvan, “Acımasız küresel rekabet koşulları yıllara dayanan, büyük fedakarlıklarla oluşturduğumuz sanayi ekosistemimizi titizlikle korumayı bir ulusal güvenlik meselesi boyutlarında önemli kılıyor. Türk sanayisinin üretim ve rekabet gücünü korumak ve artırmak hem ekonomik hem de stratejik bir zorunluluktur” dedi

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi’nin mayıs ayı olağan toplantısı “Dünyadan ve Türkiye’den Ekonomik Görünüm, Sanayimizin ve Üretim Hayatımızın Rekabet Gücünü Koruyacak Öneriler” ana gündemi ile Odakule Fazıl Zobu Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi.

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın açılış konuşması yaptığı Meclis toplantısında, İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, dünyanın geri kalanında olduğu gibi ülkemizde de İran ve ABD-İsrail savaşının stagflasyonist etkiler yarattığı, ancak bu etkilerin boyutuna dönük belirsizliğin yüksek olduğu bir tablonun söz konusu olduğunu belirterek, “Diğer yandan biz, bu iklime dünyadan oldukça olumsuz ayrışan bir enflasyon ve dolayısıyla sıkılık düzeyi yüksek bir para politikasıyla yakalanmış olduk. Martta ihracatımızda savaş bölgesi ve Avrupa öncülüğünde çok sert bir gerileme gördük. Nisanda güçlü bir toparlanma söz konusu, ancak bunun öne çekilen talep kaynaklı tek seferlik bir gelişme olup olmadığını henüz bilmiyoruz” dedi. 

Bahçıvan, “Enflasyon tarafında da ocak-şubattaki olumsuzluğa, kısmen mart, özellikle de nisanda savaşın ilk etkilerinin eklenmesiyle birlikte, TCMB yılsonu ara hedefine neredeyse yılın dördüncü ayında ulaştık. Önümüzdeki süreçte, enerji fiyatlarının seyrine ek olarak, savaşın ikincil etkileri de belirleyici olacak. Bu noktada özellikle beklentiler ve fiyatlama davranışlarının seyri büyük önem taşıyor” diye konuştu. 


Sanayinin rekabet gücünü korumak gerekiyor

Savaşın büyüme, enflasyon ve cari denge başlıklarında Türkiye ekonomisini OVP hedeflerinden uzaklaştırdığını gördüklerini vurgulayan Bahçıvan “Bu tahminlere dönük belirsizlikler hayli yüksek. Ekonomi yönetimimiz İran ve ABD-İsrail savaşın başlamasıyla beraber çok hızlı harekete geçti. TCMB fiili faiz artırımıyla lira üzerindeki koruma kalkanını güçlendirdi ve rezerv yönetimini başarıyla yürüttü. Hazine ve Maliye Bakanlığı eşel mobil sistemini yeniden devreye alarak petroldeki uluslararası fiyat şokunun içerideki fiyatlara geçişkenliğini sınırladı. Bunlar acil müdahale kapsamında oldukça yerinde adımlardı. Şimdi ise aynı başarıyı savaşın daha uzun vadeli etkileri başlığında göstermek durumundayız. Bunun başında ise sanayimizin rekabet gücünü korumak geliyor. Türkiye’nin enflasyonla mücadeleyi bir kenara koymak gibi bir lüksü bulunmuyor. Bu süreçte Türkiye’nin üretim altyapısında kalıcı hasar yaşama lüksü de bulunmuyor. Küresel ekonomik sistemdeki tarihi dönüşüm ve içinde bulunduğumuz acımasız küresel rekabet koşulları yıllara dayanan, büyük fedakarlıklarla oluşturduğumuz sanayi ekosistemimizi titizlikle korumayı bir ulusal güvenlik meselesi boyutlarında önemli kılıyor” ifadelerini kullandı. 

Bahçıvan, dezenflasyon sürecinin başarısı için üretim ayağının da güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM