Döngü

Ekonominin politikanın ilgi alanına girmesi, yirminci asrın, ulus devletler formatında uluslararası siyasetin temsili ortak paydası ve önemli bileşeni olarak kavranmasını sağlamıştı. Oysa daha öncesinde iktisat, bölgesel zirai ve tabii kapasiteler halinde üretimin fizyokrat anlayış ile ve merkantilist temelli, mahalli tacir anlayışı ile çevresel ve de ulaşılabilirlik menzillerinin sathında dizilişidir. 

Tarımdan, ticaret’e, sanayi’e geçiş ‘devlet’ kurumu açısından toplumsal istihdamı, bireysel olarak yerleşik yaşamı ferdiyetçilikten uzaklaşma vasıtası biçiminde sosyalleştirirken, münasebetlerin mali ve değişim unsurlarına finansın eklenmesi ile birey, devlet, finans üçlüsü belirmiştir. 

Batı ekonomilerinde neoliberal çözünülürlük süreci ile soğuk savaşın sona erişi ve sosyalist ekonomilerin çöküşü birbirini takip etti. ‘Sosyal Devlet’ ilkesinin tasfiyesi, ‘devlet’i kurumsal yıpranma sürecine taşımış, ‘birey’i öngörülen küresel standartlara doğru yönlendiren şartlar devreye girmiştir.  Bu çerçevede büyüme, ilerleme, kalkınma, refah ve benzeri değerler ile anılan ekonomi okumaları, yeni nesil kapitalist tarzın benzeş ifadelerinde kendisini bulur.

Şimdilerde teknolojinin gelişimi, finansın küreselleşmesi, dijitalleşme ve şehirleşmenin artması gibi olgular bilhassa ekonomik dengeler ile değişen güvenlik gerekçeleri üzerinden devlet otoritesi ve egemenlik kavramını da  yeniden şekillendirmektedir. Aynı anda barış ve savaşın devam ettiği süreklilik halinin genel kabul görerek normalleşmesi ilginçtir.

Ekonomide devletler bilhassa sınır bölgelerindeki mülteci meseleleri istikrarı tehdit edecek boyutlara ulaşabilirken, egemenlik bölgeleri dahilinde küresel çaptaki firmalar faaliyetlerinin cezai sorumlulukları ve yükümlülükleri ilgili ‘devlet refleksi’ hassasiyeti dikkati çekiyor. Ayrıca ‘yaptırımlar’ konusu devlet düzeyinde bölgesel ve küresel münasebetleri ilgilendiren en önemli başlıklardan birisi olmayı sürdürüyor. Güvenlikte ise bulunulan zaman diliminde 4.nesli yaşanan savaşların aktörleri ordular olmaktan çıkarak, siviller, ulusal ve uluslararası kuruluşlar, paramiliter unsurlar, hükümetler dışı organizasyonlar, paralı askerler ve terör örgütleri ile vekâlet savaşları şeklinde ortaya çıkmıştır. 

Küresel sermayenin kurumsal ve küreselleşen ekonomi vasıtalarıyla ulusal ve uluslararası siyaseti etkilemesi ‘yeni dünya düzeni’ adı ile, ‘devlet’ kurumunu değişebilir bir ittifaklar kümeleşmesi mekaniği ve hareketliliğine doğru sevk etmededir. İşin ekonomi tarafında ‘devlet’; ‘birey’ ile ‘finans’ arasına sıkışmış olup, günümüzde belirsizlik ortamına paralel, devlet katında temsil olunan bürokrasi, diplomasi ve bağlayıcı kültürel mit’ler tarihte hiçbir zaman olmadığı kadar ihmal edilebilir vaziyettedirler.

Demir Uzun

Diğer Yazarlar