Yerli Kız Çocuğu Amerika Hakkındaki Gerçeği Açıklıyor

Benim adım Chenoa. 16 yaşındayım, Amerikan yerlisiyim ve bugün birçok kişinin susturmaya çalıştığı bir şey söyleyeceğim. Sonuna kadar kal çünkü halkımın eski bir şarkısını söyleyeceğim, toprak, ruh ve tarihimiz hakkında. Ama önce bu gerçeği duymanı istiyorum. Ben bu topraklarda doğdum. Annem burada doğdu. Halkım burada bir harita var olmadan çok önce doğdu, kimse gelip onlara ait olmayan bir şeye isim vermeden çok önce. Büyükannemler bana adımlarımızın nehirler kadar eski, dağlar kadar eski olduğunu öğretti.

Bana her zaman “Chenoa, biz buraya gelmedik. Bu topraklar biziz. Her kaya, her ağaç, her gün doğumu anılarımızı taşıyor.” Ve bu yüzden, birinin yabancı olduğumuzu söylediğini duyduğumda, ruhum yanıyor. Tarih çoktan yazıldı, gizlemek isteseler bile.

Avrupalılar geldiğinde kaybolmuş, hastaydılar, açlardı. Onları kabul ediyoruz, besliyoruz, burada yaşamayı öğretiyoruz. Peki iyiliğimizin karşılığını nasıl ödediler? Topraklarımızı çaldılar, köylerimizi yaktılar, atalarımızı öldürdüler, dilimizi yasakladılar, kendi evimizde bize yabancı hissettirdiler. Onlar medeniyet diye bağırırken biz hayatta kalmak için savaşıyorduk.

Ve şimdi yüzyıllar sonra insanların ülkeyi işgalcilerden korumamız gerektiğini söylediğini duyuyorum. İstilacılar. Bu toprakları kanla savunduk. Asıl sahipleri biziz. Sadece ülkem adına konuşmuyorum, Alaska’dan Pampa’ya, Arjantin’e kadar tüm Amerika yerli insanları adına konuşuyorum.

Sınır yokken kuzeyden güneye yürüyen atalar adına konuşuyorum. Biz biriz, aynı kök, aynı anı. Bizi kağıtlarla, duvarlarla, sınırlarla bölmek istiyorlar ama bu bölüm asla bize ait olmadı.

Bu yüzden Latin Amerikalı, Meksikalı, Guatemalalı, Perulu, Venezüellalı ailelerin yabancılar gibi sınır dışı edildiğini görmek acı veriyor. Onlar yabancı değil. Onlar bizim kardeşlerimiz. Hepimiz bu toprakların ilk insanlarından geliyoruz.

Benim neslim dünyanın yanışını izliyor. Tüm ailelerin evlerini kaybettiği Filistin’de neler olduğunu görüyoruz. Adaletsizliğin tekrar tekrarlandığını görüyoruz. Ve evet acı veriyor çünkü biz de bunu yaşıyoruz. Vahşi denmesinin nasıl bir şey olduğunu biliyoruz. Toprağın, dilin, inancın elinden alınmasının nasıl bir şey olduğunu biliyoruz.

Çeneni kapamanın, hikayeni aşmanın, acının o kadar önemli olmadığını söylemenin nasıl bir şey olduğunu biliyoruz. Ama sırf küçültmek için acımızı kıyaslamalarına izin vermiyorum. Her kasabanın bir yarası vardır. Bizimki de kanıyor.

Dinimiz getirdikleriyle aynı değil, ancak Tanrı birdir, her insanlar farklı adlandırsa da. Biz kendi yolumuzla inanırız: toprağa, ateşe, ruha, görünmeyene ama bizi ayakta tutan şeye. Farklı inandığımız için daha az değiliz, farklı konuşmak için daha az değiliz, yerli olduğumuz için daha az değiliz.

Acımızı minimuma indirmelerinden, çoktan karıştığımızı söylemelerinden bıktık. Sanki tarihimizi siliyormuş gibi. Hiçbir şeyi silmiyor. Hâlâ buradayız. Yüzyıllardır direniyoruz.

Ben sadece 16 yaşında bir kız değilim. Artık konuşamayanların sesiyim. Ben halkımın sesiyim. Ben susturulanların sesiyim. Ve bugün senden bir şey istiyorum: bizi duymalarına yardım et. Dünyanın kim olduğumuzu hatırlamasına yardım et.

CHENOA

Not: İspanyolca’dan çeviri: Google Traduction.

Fazıl Bülent Kocamemi

Diğer Yazarlar