Yirminci asrın son çeyreğinde hız kazanan ‘küresel’ tabiri Sovyet Blokunun çöktüğü ve Soğuk Savaş Döneminin sona erdiği zamanlara denk geldi. Dünya kamuoyunda küreselleşmenin öznesinin sadece devletler ve alanının neticede devletler arası münasebetlerin konusu olduğu gibi bir algıya sebep oldu.
Küresel kelimesinin örtülü mesajı, bir nevi ‘tek kutupluluk’ anlamında vücud buldu; şeytan ayrıntılarda gizlidir cümlesinden olarak, şemsiyenin altındaki diğer başlıklar ve konumların neler olduğu hususu ayrıca önem taşımasına rağmen belirsizliğini hala korur. İpucu olarak, en genel bilginin her şeyin zıddıyla kaim olduğu çerçevesinde henüz genel kabul görmüş, billurlaşmış küresel bir mit olmadığına göre aynı şablonun her alanda (türlü kutupluluk) mümkün olabilirliğinin makul açıklamasıdır.
Nesiller boyu devam edegelen uzun ince bir yolda gelip geçmiş, süregelen; fazlası ile bol toplumsal kümelerin tabu olarak kabul edilmiş, kabul görmüş kutsalları bilindiği kadarı ile tarih boyutunda en önemli sosyal fenomen olarak görünüyorken, kültürel ve bilim vahalarına ilaveten bu kez iktisat kuralları küresel krizler kaçınılmaz etkin araç figürü haline getirilmekte.
Ortalama birey hayatı ‘günü yaşama’ üzerine ayarlı iken kademeli olarak toplu halde yaşamanın önce sınıfsal bağlar sonra ‘mesai’ standardı ile neticede sosyal devlet bağlamında bireysel hayatta statü kazanması hali, bu gün ki envantere göre tarihsel boyutta bireyi ‘galiptir bu yolda mağlup’ durumuna sokmuştur. Birey nereye gidiyor? sorusuna verilecek cevabın muhatabı sosyal zeminde zafiyet sinyalleri veren zamane ‘devlet’ organizasyonu değildir.
Yapılandırılmış iktisadi kökenli şablonun başat aktörlerinin yakın, orta gelecek için öngördükleri paradigma; elbette koltuklarının altındaki emperyal ve rekabetçi heveslere sadık dayatılan krizler ile servis edilen endüstri ya da finans çiftinden duruma göre münavebeli olarak birisidir. Birey- Devlet- Finans üçlüsüne tabi değişimler, düzenlemeler mevcut halin istikrarını korumayı hedefliyor iken özel veri ve bilgi kapasitesine haiz avantajları kollamak kabiliyeti dışında diğer tüm kontrol unsurları, alt başlıklar dizinidir.
Birey ve onun meydana getirdiği kitlelerin zaman boyutunda temsil olunduğu nesiller üzerinde ebedi izler bıraktığı düşünülen tarihi kayıtlar ve notlar üzerinden yapılan analizler özel verilere dahildir ki hafızayı beşerin nisyan ile maluliyetini icaben muarızlarına hayli kolaylıklar sağlar. Mesela Milattan çok öncelerine dayanan ve kayıtları günümüze ulaşan kısmının Çin kökenli olması yanısıra, Türk- Çin münasebetinin coğrafi ve tarihi pratiği de taraflar için aydınlanmanın vazgeçilmez gereğidir.
Eğer üç-beş asırlık Anglo- Çin ve yarım asırlık Atlantik- Çin münasebetleri günün dünya siyaseti ve ticaretini etkileyen önemli unsurlar olarak Çin Halk Cumhuriyetini ekonomik açıdan dünya aktörü haline gelmiş ise ortada kayıtsız kalınamayacak vaziyet söz konusudur. Şimdi söz konusu olan, Atlantik dolaylarında yapılandırılan ‘tüketici’ yerine ‘üretici’ bireyin son yarım asırda gelişen, son çeyrek asırda zirve yapan kültürel dönüşümüdür. Zira birey- devlet- finans üçlüsü için ardı sıra hazırlanan şey; güvenlik dışı kalan birey, edilgen devletin sosyal hizmetlerden çekilmesi ve finansal belirsizliğin sonuçları ile etkilenen, ‘büyük sıfırlama’ vizyonundaki enikonu küçümen rolüdür. Anlaşılan insanlığın iktidarsız bir dünyayı hayal edip tasarımına azmettiği zamana dek yapılacak fazla şey de yoktur.

