Elinde tahtadan bir çubuk tutmaktadır. Suya yaklaşınca tepki verip hareketlenir çubuk., coşmaya başlarsa bil ki bir kaynak buldun.. Köye dönüp haber ver…
Tek Adam, İkinci Adam, Enver Paşa, Menderes’in Dramı vb kitaplarında Cumhuriyetin öncesinden başlayarak çocukluk, büyüdüğü köy, hayatın kendisi, oradan Anadolu’nun bağrına dönen bir adamın ibret verici hikayesidir. Girişteki dizeler; Suyu Arayan Adam isimli otobiyografik romanda kendi hayatını anlatan bir Şevket Süreyya Aydemir’e ait(1897-1976).
Her kişi kendi yaşadığı bölge veya çevre ile ilgili iklimsel gelişmeler hakkında bazı yaşanmışlıklar ve deneyimlere sahiptir. Burada kalmayıp son zamanlarda küresel özellikler gösteren erozyon, ısınma, rezervlerdeki düşüş gibi su kaynaklarının giderek daha fazla baskı altında olduğu günümüzde, suyun yalnızca tüketilmesi değil, doğru ölçülmesi, yönetilmesi ve yeniden kullanılması da büyük önem taşıyor. Sanayiden tarıma, ticari işletmelerden sürdürülebilirlik raporlamasına kadar farklı alanlarda geliştirilen yeni teknolojiler, su kaynaklarının daha verimli kullanılmasına yönelik önemli çözümler sunuyor. Cleture, Generative Nature ve Gristek gibi girişimler; su verisinin yönetilmesi, bitkinin ihtiyacına göre sulama yapılması ve gri suyun yeniden kullanılması konusunda dikkat çekici çalışmalar yürütüyor.
Cleture, şirketlerin üretim ve operasyon verilerini ERP ve IoT sistemlerinden toplayarak ISO, TSRS ve GRI gibi standartlara uygun sürdürülebilirlik raporlamasını otomatikleştiren yapay zekâ destekli bir ESG veri platformu geliştiriyor. Platform, mavi, yeşil ve gri su ayak izi hesaplamalarını tek bir altyapıda birleştirerek şirketlerin sürdürülebilirlik verilerini merkezi bir sistem üzerinden ölçmesine ve yönetmesine olanak sağlıyor.
Cleture’e göre şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki temel sorunu verinin bulunmaması değil, doğru ve anlamlı biçimde yönetilememesi. Günümüzde şirketlerden yalnızca veri üretmeleri değil; verinin kaynağını, hesaplama yöntemini ve doğrulanabilirliğini de ortaya koymaları bekleniyor.
Su ayak izi hesaplamalarında da benzer bir sorun bulunuyor. Bir tesisin toplam su tüketimi bilinse bile suyun hangi kaynaktan alındığı, hangi süreçlerde kullanıldığı, ne kadarının geri kazanıldığı ve hangi kaliteyle deşarj edildiği gibi bilgiler çoğu zaman dağınık durumda. Ayrıca faaliyetlerin su stresi yüksek bölgelerde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin bilinmesi de büyük önem taşıyor.
Özellikle tedarik zincirindeki dolaylı su kullanımı, şirketler için önemli bir başka konu. Bir ürünün toplam su ayak izinin önemli bir bölümü, şirketin kendi operasyonlarından ziyade hammadde üretimi ve tedarikçilerden kaynaklanabiliyor. Bu nedenle gelecekte su verisinin yalnızca bir sürdürülebilirlik göstergesi değil, kurumsal karar alma süreçlerinde kullanılan stratejik bir veri olması bekleniyor.Tarım sektöründe ise su verimliliğini artırmak için yapay zekâ ve sensör teknolojilerinden yararlanılıyor. Generative Nature, topraksız tarım seralarında 17’den fazla sensörden ve otonom robotlardan elde edilen verileri yapay zekâ aracılığıyla analiz ederek bitkinin anlık ihtiyacına uygun sulama ve gübreleme kararları oluşturuyor.
Geleneksel sera sistemlerinde sulama çoğunlukla önceden belirlenmiş programlara göre yapılıyor. Oysa bitkinin su ihtiyacı gün boyunca sıcaklık, nem, ışık, gelişim evresi ve kök bölgesindeki koşullara bağlı olarak değişebiliyor.
Generative Nature’ın yaklaşımında her sulama yeni bir karar noktası olarak ele alınıyor. Sistem; sıcaklık, nem, ışık, EC, pH, çözünmüş oksijen, nitrat, debi ve drenaj gibi farklı parametreleri takip ederek bitkinin gelişim durumu ve geçmiş sulama sonuçlarıyla birlikte değerlendiriyor. Böylece bir sonraki sulamanın zamanı, kullanılacak su miktarı ve besin içeriği belirleniyor.
Buradaki temel amaç bitkiye mümkün olduğunca az su vermek değil, ihtiyaç duyulan su miktarını doğru zamanda ve miktarda vermek.Bu yaklaşımın su ve gübre kullanımını azaltırken bitki stresini düşürmesi, verimliliği ve ürün kalitesini artırması hedefleniyor.
Suyun verimli kullanımındaki bir diğer önemli çözüm ise gri suyun geri kazanılması. Gristek, kamu ve özel sektörün merkezi arıtma altyapılarına olan bağımlılığını azaltmayı hedefleyen tak-çalıştır özellikli gri su arıtma sistemleri geliştiriyor.
Gri su; duş, lavabo ve benzeri kaynaklardan gelen ve uygun arıtma işlemlerinden geçirildikten sonra belirli alanlarda yeniden kullanılabilen sudur. Ancak bu sistemlerin yaygınlaşmasının önündeki en önemli engellerden biri teknolojiden çok güven ve bakım konusundaki endişeler. Kullanıcıların gri suyu siyah suyla karıştırabilmesi ve hijyen, koku, renk değişimi veya biyolojik riskler konusunda kaygı duyması bu teknolojilerin benimsenmesini zorlaştırabiliyor.
Gristek, UV-C dezenfeksiyonu, çok katmanlı arıtma, akıllı sensörler ve IoT tabanlı uzaktan izleme teknolojileriyle bu endişeleri azaltmayı amaçlıyor. Sistemlerin otomatik çalışması sayesinde insan müdahalesinin azaltılması ve su kalitesinin sürekli takip edilmesi hedefleniyor.
Bu tür sistemler özellikle fabrikalar, endüstriyel üretim tesisleri, ticari işletmeler ve oteller açısından önemli fırsatlar sunuyor. Duş ve lavabolardan sürekli gri su oluşurken rezervuarlar, peyzaj sulaması veya bazı teknik kullanım alanlarında temiz su ihtiyacının bulunması, geri kazanım için uygun bir döngü oluşturabiliyor.
Cleture, Generative Nature ve Gristek’in farklı alanlarda geliştirdiği çözümler aslında ortak bir noktada buluşuyor: Suyun geleceği, onu ne kadar tükettiğimiz, ne kadar iyi ölçüp yönettiğimizle de ilgilidir. Şirketler su verilerini daha doğru şekilde takip ederek kaynak kullanımını anlayabilir, tarımda yapay zekâ sayesinde bitkinin gerçek ihtiyacına göre sulama yapılabilir ve gri su sistemleriyle daha önce atık olarak görülen su yeniden değerlendirilebilir.
Önümüzdeki dönemde su yönetiminin yalnızca çevresel bir sorumluluk olmaktan çıkarak şirketlerin maliyet, üretim, risk yönetimi ve stratejik karar süreçlerinin önemli bir parçası hâline gelmesi bekleniyor. Suyu doğru verilerle ölçen, akıllı teknolojilerle yöneten ve mümkün olduğunca yeniden kullanan yaklaşımlar, daha sürdürülebilir bir geleceğin temel yapı taşlarından biri olacak.

