Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi (JRC)’nin 2026 yılında yayımladığı araştırma, dünyada 48 milyon kişinin termal konfor için yüksek enerji ihtiyacı bulunan bölgelerde yaşadığını ve bu sayının 2100’e kadar iki ila üç katına çıkabileceğini gösteriyor. İklimlendirme sektörünün öncü markalarından Form Şirketler Grubu’nun Yönetim Kurulu Başkanı Tunç Korun, artan sıcaklıklarla birlikte projelerde kapasite ve sistem seçimlerinin değişen iklim koşulları gözetilerek değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
İklim değişikliğiyle birlikte binaların ısıtma ve soğutma ihtiyaçları da farklılaşıyor. Bu değişim, iklimlendirme sistemlerinin tasarımında dikkate alınan koşulların yeniden değerlendirilmesini gerekli kılıyor. Dünya genelinde 2 milyardan fazla binayı değerlendiren JRC’nin araştırması, binanın yaşı ve mimari özelliklerinden yerel iklime ve ısıtma-soğutma sistemlerinin verimliliğine kadar birçok unsurun termal konfor için gereken enerjiyi etkilediğini gösteriyor. İklimlendirme projelerinde geçmiş iklim verilerinin günümüzde tek başına yeterli olmayacağını belirten Form Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tunç Korun, değişen dış hava koşullarında sistemlerin göstereceği performansın da tasarım hesaplarına dahil edilmesi gerektiğine dikkat çekti.
“İklimlendirme sistemleri geleceğin koşullarına göre tasarlanmalı”
İklim değişikliğinin iklimlendirme mühendisliği üzerindeki etkisini değerlendiren Form Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tunç Korun, “İklim koşulları değiştikçe binaların ısıtma ve soğutma ihtiyaçları da değişiyor. Daha uzun süren sıcak dönemler, farklılaşan soğutma yükleri ve artan enerji ihtiyacı, iklimlendirme sistemlerinin geçmişteki kabullerle tasarlanmasını giderek zorlaştırıyor. Bu nedenle doğru kapasiteyi belirlerken yapının konumu, kullanım biçimi, ısı yükleri ve çalışma koşullarını ve yeni iklim (sıcaklık) değerlerini bütün olarak değerlendirmek gerekiyor. İklim dayanıklılığı sistem kurulumundan önce, tasarım aşamasında ele alınmalı. Gelecekte oluşabilecek yük değişimleri ise mühendislik hesaplarının bir parçası haline getirilmeli. Form Şirketler Grubu olarak 60 yılı aşkın mühendislik birikimimizle iklimlendirme sistemlerinin yalnızca bugünün konfor ihtiyacına göre değil, yapıların uzun vadede karşılaşabileceği koşulları da gözeterek ele alınmasını önemsiyoruz. Form MHI Klima Sistemleri ve Form Endüstri Ürünleri bünyesinde farklı yapı tipleri ve ölçeklerde edinilen uygulama deneyimi de bu mühendislik yaklaşımımızı destekliyor. Önümüzdeki dönemde iklimlendirme sektörünün en önemli gündemlerinden birinin, değişen iklim koşullarında konfor ve enerji verimliliğini birlikte sürdürebilen sistemler geliştirmek olacağını değerlendiriyoruz” dedi.

