Doç. Buğra Gökçe ile o henüz İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri iken iki pratik işbirliğimizden söz edeceğimi belirtmiştim önceki yazıda… İkisi de altı yıl ya da biraz öncesindeydi.
×××
İlki, Güzelyalı’daki üst geçit civarındaki bir meseleye ilişkindi. Söz konusu üst geçidi kullanmaya erinerek bulvardan karşıya geçmek isteyen hemşehrilerimizden hemen her yıl trafik kazası sonucu yaşamını yitirenler, sakat kalanlar olduğunu duyuyordum. Bir gün, evden çıkıp Güzelyalı tramvay durağına geldiğimde yakında bir kalabalık gördüm, polis arabası ve ambulans da vardı. Etrafımı saran tanıdıklar anlattı; meğer 70 yaşlarında hem de muhitten tanıdık bir ağabeymiş karşıdan karşıya geçerken yaşamını otomobil çarpması sonucu kaybeden.
Mesele şu; insanlar üst geçidi kullanmaya eriniyor, vapurdan veya tramvaydan indiğinde bulvardan karşıya geçmeye çalışıyor, arada da 80-100 km hızla gelen araçların altında kalıyorlardı!
Bir süre ortamı inceleyerek çözümü de oluşturdum kafamda. Tramvaya binerek Gündoğdu’daki yeni otobüslerin devreye alınma törenine gittim. Tören sonrası Tunç Başkan’a birkaç dakikası olup olmadığını sordum, olumlu yanıt alınca da “Buğra Bey’i de alabilir miyiz?” diye sordum, “Tabii,” dedi başkan ve çağırttırdı kendisi de tören alanında olan Buğra Bey’i. Durumu kısaca anlattım kendilerine, “ölünün yanından geliyorum” dedim ve her yıl böyle olaylar yaşandığını da belirttim. Kafamda oluştylurduğum pratik çözümü de sundum: Orta refüje üst geçidi kesecek şekilde uzunca bir yüksek demir hattı kurulursa hemşehrilerimiz istese de üst geçidi by-pass edemeyecek ve mecburen kullanacaklardı. Tunç Başkan sordu Buğra Bey’e: “Ne diyorsunuz Buğra Bey?” Buğra Bey şöyle yanıtladı: “Ayhan Bey mühendis gibi ölçmüş, biçmiş… Doğru ve optimal çözüm…” Tunç Başkan bunun üzerine hemen talimat verdi Buğra Bey’e; ” O zaman hemen yarın başlatın çalışmayı”.
Ertesi gün merak edip söz konusu yere gittim sabah 08.30 gibi; inşaat başlamıştı. O zamandan beri orada karşıdan karşıya geçme kazası olmuyor, kimse ölmüyor.
×××
Doç. Dr. Buğra Gökçe ile ikinci kıymetli pratik işbirliğimize gelince… O da bir başka yazının konusu olacak. Meraklısı için şimdilik bir ipucu vereyim; tam da İzmir’in göbeğindeki bir mevzuydu.

