Cumartesi, Mayıs 25, 2024

Eniştem beni niye öptü?

Uluslararası hukukun iki önemli belirleyici koşulu vardır. Önce latincelerini yazalım.

“Pacta sund servanda” ve “rebus sic stantibus”. Yani “ahde vefa” ve “koşullar değişti”. Hangisi işinize gelirse kendi savlarınızı bu koşullardan birisine dayandırarak açıklarsınız. Örneğin bizim için Lozan Antlaşması, Montreux Boğazlar Sözleşmesi kesinlikle ahde vefa çerçevesinde savunulmak durumundadır. Komşumuz Yunanistan ise koşulların değiştiğini yeğlemektedir.

Koşulların değiştiğini siyasi arenada en iyi anlatan lider hiç kuşkusuz rahmetli Demirel’dir. “Dün dündür, bugün bugündür” mottosu hala yaşıtlarımın kulağındadır.

Koşulların değiştiğine bugünlere tanıklık eden gençler de rahmetli Demirel’i hatırlamasalar da, Allah uzun ömürler versin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yad edeceklerdir.

Çok değil, 1 yıla yakın bir süre önce Miçotakis’in kendisi için “yok” olduğunu söyleyen sayın Cumhurbaşkanımızın sürpriz Atina ziyareti, Yunanistan’da pek çok kişi için bu yazının başlığını oluşturan duygulara yol açtı.

Peki sonuç ne oldu? Türkiye ile Yunanistan arasında iyi komşuluk ilişkilerini düzenleyen bir bildirge imzalandı, Yunanistan Türkiye’ye yakın Yunan adalarını ziyarete gitmek isteyen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için süresi bir haftayı geçmeyecek vize vereceği müjdesini beyan etti.

Önce hemen belirtelim, sözkonusu vize bir Schengen vizesi değil. Yani havaalanı olan bir Yunan adasına giderim, oradan bir uçağa atlar ver elini Avrupa diye düşünürseniz, yanılırsınız. Avrupa Komisyonu tarafından da istisna olarak onaylanan bu vize sadece sınırlı sayıda Yunan adası için geçerli.

Bu vizeye en çok üzülenler hiç kuşkusuz Ege sahillerindeki Türk turizm işletmecileri olacak, en azından bir lahmacuna bin lira ödediler haberleri azalacak. En çok sevinenler de Yunan adalarındaki turizm işletmecileri olacak. Çok daha ucuz ve hizmet kalitesi çok daha iyi olan Yunan adalarına çok sayıda Türk vatandaşı akın edecek.

Gelelim daha ciddi konulara.

Bir önceki yazımı okuyanlar belki anımsayacaklardır.

İçine girdiğimiz hafta sonu yapılacak AB zirvesi için AB Dışişleri ve Güvenlik Politikaları temsilcisi Borrell’in Türkiye ile ilgili hazırladığı rapordan bahsetmiş, raporun Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek tarafından memnuniyetle karşılandığını, ancak Dışişleri Bakanı Fidan kanadında yankı uyandırmadığından bahsetmiş, bu durumun Külliye tarafında kafa karışıklığı oluşturabileceği ihtimaline dikkat çekmiştik.

Borrell her ne kadar Türkiye ile ilişkilerin buzdolabından çıkartılmasına önem veren şekilde raporu kaleme almışsa da, ilgi çeken bir başka özellik, 18 sayfalık raporun ilk ikibuçuk sayfasının Yunanistan ve Kıbrıs sorunlarına dikkat çekmesiydi.

Bu durumda sayın Erdoğan’ın Atina ziyareti Külliye’deki kafa karışıklığının sona erdiği şeklinde yorumlanabilir. Türkiye Yunanistan + Kıbrıs sorunları “yok Miçotakis”den, “dostum Miçotakis”e geçişle çözülebilir mi? Kesinlikle çözülemez. Ama en azından taraflar anlaşamadıkları konusunda anlaştılar, sorunları buz dolabına taşımaya karar verdiler gibi bir yaklaşım sözkonusu olabilir.

Daha da önemlisi göstermelik de olsa bu dostane tavır öngörülebilir iki sonuca hizmet eder.

AB Zirvesinden sınırlı da olsa Türkiye ile bazı alanlarda işbirliğine yeşil ışık yakılması;
Türkiye Yunanistan için artık tehdit olmadığı için ABD’nin F16 ambargosunun kaldırılması.

Önümüzdeki günlerde İsveç’in NATO üyeliğine yeşil ışık yakılmasının önündeki TBMM engelinin kalkmasına da hiç şaşırmayacağımı bu vesileyle ekleyeyim.

Peki Mehmet Şimşek’in bu görünüme sevinmesi anlaşılabilir mi? Diğer ifadesi ile, Batı ile ilişkileri görüntüde de olsa düzeltmiş olmak, Batı sermayesinin Türkiye’ye yönelmesini sağlar mı?

Ben sayın Şimşek’in yerinde olsam Adalet Bakanı ile daha sıkı temaslarda bulunur, özellikle sayın Cumhurbaşkanı’nın Türkiye’deki hukukun üstünlüğü algısına zarar veren yaklaşımlara son verme konusunda ikna edilmesinin önemini tekrar tekrar anlatırdım. Ne yazık ki hukukun üstünlüğüne saygının olmadığı algısı süre gittiğinde yabancı sermayenin ülkemizi gelmesi hiç kolay değil.

Umarım haftaya AB zirvesinden çıkacak iyi haberleri yorumlama şansımız olur…

Can Baydarol

Diğer Yazarlar