​İş dünyasının gündeminde yapay zeka var

İZSİAD tarafından düzenlenen toplantıda; yapay zekanın dünya ekonomisi, üretim yapısı, istihdam ve Türkiye’nin kalkınma perspektifi üzerindeki etkileri konuşuldu

İzmir Sanayici ve İş İnsanları Derneği, (İZSİAD) ‘Yapay Zekanın Sürüklediği Olağanüstü Teknoloji Dalgası Sürecinde Ekonomik ve Sosyal Gelişme Perspektifleri’ başlıklı bir toplantı düzenledi. BASİFED Federasyon Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinlikte Türkiye Ekonomi Politikaları Vakfı (TEPAV) Danışmanı Yusuf Işık, yapay zekanın dünya ekonomisi, üretim yapısı, istihdam ve Türkiye’nin kalkınma perspektifi üzerindeki etkilerini anlattı.

Toplantının açılışında konuşan İZSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Alaattin Yüksel, dünya ekonomisinin jeopolitik krizler, savaşlar, tedarik zinciri baskıları, yüksek enflasyon ve finansmana erişim sorunlarıyla zorlu bir dönemden geçtiğini söyledi. Türkiye’de üretimin ve ticaretin sürdürülebilirliği için öngörülebilir ekonomi politikalarının önemine dikkat çeken Yüksel, yapay zekanın da bu dönemde iş dünyası açısından stratejik bir başlık haline geldiğini ifade etti.


“Öngörülebilirlik en temel ihtiyacımız”


Yapay zekanın yalnızca verimlilik artışı sağlayan bir araç olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Yüksel, etik sorunlar, istihdam üzerindeki baskılar ve siber güvenlik risklerinin de bu dönüşümün ayrılmaz parçası olduğunu söyleyerek, “Bugün yapay zekanın ekonomiye katacağı değerler üzerine çok iddialı senaryolar dinliyoruz. Ben yapay zekayı bir sihirli değnek gibi görmek yerine üyelerimizin bu dijital çağa rehberlik ve sağlam bir zeminle girmesini önemsiyorum. Türkiye ekonomisinin çıkış yolunun üretim, katma değerli ihracat ve ortak akılda olduğunu düşünüyorum” dedi.

Sanayicinin teknolojiye yatırım yapabilmesi için güven veren bir ekonomik iklime ihtiyaç duyduğunu belirten Yüksel, “Üretimin ve ticaretin sürdürülebilirliği için öngörülebilirlik en temel ihtiyacımız. Hukukun üstünlüğü temelinde yükselen, güven veren bir ekonomi iklimi olmadan yeni teknoloji yatırımlarını hızlandırmak kolay değil” diye konuştu.


“Aynı konumda kalmak geçerli bir seçenek değil”


TEPAV Danışmanı Yusuf Işık, sunumunda dünya ekonomisinin kapasitesinin altında büyüdüğünü, ticaret anlaşmazlıkları, jeopolitik riskler, savaşlar ve değer zincirlerindeki kırılmaların teknoloji yatırımlarını daha kritik hale getirdiğini söyledi. IMF tahminlerine göre dünya ekonomisinin 2025’te yüzde 3,1, 2026’da yüzde 3,2 büyümesinin beklendiğini aktaran Işık, bu oranların tarihsel ortalamanın altında kaldığını ancak teknolojik gelişmenin uzun vadede yeni bir büyüme potansiyeli sunduğunu belirtti.

Yapay zekanın bilim, veri, enerji ve üretim süreçlerini birbirine bağlayan yeni teknoloji dalgasının merkezinde yer aldığını anlatan Işık, “Yapay zekayı var olan teknolojilerden bir yenisi gibi görmek eksik olur. Bu dalga şirket yönetimlerinden eğitime, sağlıktan sanayiye kadar çok geniş bir alanı dönüştürüyor. Türkiye gibi ülkeler için gecikmenin maliyeti yalnızca verimlilik kaybı değil, rekabet gücü ve göreli refah kaybıdır” ifadelerini kullandı.

Yapay zekanın en güçlü etkilerinin sağlık endüstrileri, biyoteknoloji, malzeme bilimi, çip, savunma, robotik, hukuk, enerji, tarım, finans teknolojileri ve eğitim alanlarında görüleceğini vurgulayan Işık, şirketlerin bu dönüşümü yalnızca maliyet düşürme başlığıyla değil, üretim kalitesi, yeni ürün geliştirme ve kurumsal kapasite artışı açısından ele alması gerektiğini söyledi.


“Yapay zekanın etkileri tek yönlü değil”


Yapay zekanın istihdam ve gelir dağılımı üzerindeki etkilerinin tek yönlü olmadığını belirten Işık, sonuçları teknolojinin yaygınlaşma biçiminin, kurumların kapasitesinin ve politika tercihlerinin belirleyeceğini söyledi. OECD ve IMF değerlendirmelerine göre 21 OECD ülkesinde işlerin yüzde 27’sinin yapay zeka dahil otomasyon teknolojileri bakımından yüksek risk altında bulunduğunu aktaran Işık, çalışanların yüzde 40’ının 2030’a kadar yeniden beceri kazanımına ihtiyaç duyacağını belirtti.

Işık, “Yapay zeka kendi başına ne eşitleyici ne de eşitsizlik artırıcıdır. Sonucu, onu ne kadar yaygınlaştırdığımız, eğitimi nasıl dönüştürdüğümüz ve kurumlarımızı nasıl güçlendirdiğimiz belirleyecek. Kısa vadede risk, kazançların öncü firmalarda, yüksek becerili çalışanlarda ve gelişmiş ülkelerde yoğunlaşmasıdır” dedi.

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM