İktidarın etkisi altındaki yargının-hem de yetkisiz mahkeme aracılığıyla- mutlak butlan kararının yıkıcı, sarsıcı etkisi CHP’yi ilgilendirmiyor sadece. Bu kararla serbest seçimler, çoğulcu demokrasi, özgür irade sakatlanıyor. Türkiye, çok önemli bir yumuşak güç unsurunu kaybediyor. Bir beş yıl daha alma uğruna ülkeye büyük kötülük yapılıyor.
Daha acısı, bu karara sevinen bir önceki CHP genel başkanı var! Önce piyonlarını harekete geçirdi, sonra medyasını kurdu, nihayet koşullar olgunlaşınca da işareti bir video ile verdi ve ertesi gün çoktan yazıldığı belli olan mutlak butlan kararı UYAP’a yüklendi!
Meselenin özü şu: CHP’nin 38. Olağan Kurultayı ardından gerçekleşen genel başkan değişikliği ile birlikte kurulan İmamoğlu-Özel İttifakı, Mansur Yavaş’ın da desteğiyle 31 Mart 2024’te yerel seçimleri kazandı. 412 belediyesi olan ve yüzde 38’e sıçrayan, 47 yıl sonra birinci parti olan CHP, İktidarın, Erdoğan’ın korkulu rüyası oldu. İktidarın da sandıkta değişebileceğini gören Erdoğan, normal demokratik siyasetin içinde baş edemeyeceğini anladığı İmamoğlu’nun başına çorap ördü önce, sonra da CHP’nin. Başka bir deyimle, Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başından ayrılmasıyla “Kılıçdaroğlu-Erdoğan suni dengesi” bozulmuştu. Şimdi mutlak butlan ile bu denge yeniden tesis edilmek isteniyor. Yani, hep seçim olsun ama hep AK Parti kazansın! Türkiye, Rusya gibi, Esad Suriye’si gibi bir ülke olsun!
Yazık, çok yazık ki Kılıçdaroğlu, CHP’nin başında 13 yıl kalıp CHP’yi başkalaştırmak için uğraştı, CHP’yi iktidar yapmak için değil de. Sonrasına gelince…
Filmi geriye saralım: 1) Kazanacak adaylar varken (İmamoğlu, Yavaş) kendisini 2023’te cumhurbaşkanı adayı olarak dayattı. 2) Seçimi kaybettikten sonra ciddi ölçüde protesto yediği halde istifa mekanizması aklına gelmedi. 3) CHP 38. Olağan Kurultayı’nda onca seçim kaybettikten sonra ısrarla genel başkan adayı oldu. İlk turda 18 oyla geride kaldı. İkinci turda birçok delegenin Özel lehine tutum alacağını bile bile adaylığını sürdürdü ve bu kez açık ara kaybetti. 4) Kurultayda kaybettikten hemen sonra bir çalışma ofisi kurarak burasını adeta ikinci bir genel merkez gibi düzenledi. Demek ki daha o gün mutlak butlana teşne olmuş!
21 Mayıs, tarihin yazacağı büyük bir kötülük, adını koyalım, “sivil darbe”dir.
×××

24 Mayıs’ta İzmir CHP İl Başkanlıği önünde toplandık. İl Başkanı Çağatay Güç, Ankara’daki il başkanları toplantısındaydı. İl Başkan Vekili Murat Aydın konuştu, ardından büyük bir kitle olarak önce Gündoğdu’ya, oradan da Cumhuriyet Meydanı’na yürüdük. Yol boyunca Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olduğu dönemde zımni olarak yasaklanan Gençlik Marşı söylendi, Mustafa Kemal’in Askerleriyiz sloganı atıldı. En çok atılan sloganı ise herkes biliyor! Gazi Heykeli önünde de Andımız okundu hep bir ağızdan. Dikkatimi çeken bir husus, yürüyüşe katılanların CHP’nin örgütünün ötesine taştığı, organik olduğuydu. Bu tablo, Kılıçdaroğlu’na tepkinin CHP’nin örgütünün çok ötesinde, seçmeni de içerecek bir nitelikte olduğunu işaret ediyordu.
×××


Bayram arefesinde, salı günü ise CHP’nin seçilmiş genel başkanı Özel İzmir’deydi. Havaalanından doğru Cumhuriyet Meydanı’na gelip İzmirlilerle bayramlaşacak, Muharrem İnce’nin tahsis ettiği otobüsün üzerinden onlara hitap edecekti. Maalesef saçma sapan bir şekilde Cumhuriyet Meydanı’nı emniyet güçleri halka kapattı! Onbinlerce İzmirli ile Özel rotayı Gündoğdu’ya yöneldi. Özel, halkın daha fazla biber gazı ve tazyikli su yemesini istemedi. İzmir’in dört bir yanından on binler Gündoğdu’ya aktı. Önceden ilan edilmeyen, günlerce duyurusu yapılmayan mitinge tatile rağmen, 30 derece sıcağa rağmen yüz bin İzmirli, belki daha fazlası katıldı. Gözlerimi yaşartan bu tablodaki kitlenin üstelik dörtte üçü organikti. Özel, 13.30’da eşi ve il başkanı Güç, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Tugay ile çıktı otobüsün üzerine ve tam 55 dakika boyunca konuşup mesajlarını verdi. Bu şehir onu okuttu, büyüttü, meslek sahibi yaptı. Özel, Manisalı olduğu kadar İzmirlidir o yüzden. Özel, meydandaki öfkeyi gördü ve altını çizdi. İki milyon CHP’nin üyesinin önüne sandığı koyup, çıkan sonuçları da kurultaya gidelim ve onaylayalım dedi. Meydan, Mustafa Kemal’in Askerleriyiz sloganıyla, Gençlik Marşı ile inledi. Bunlar, Kılıçdaroğlu’nun döneminde zımni olarak yasaktı! Şimdi Özel döneminde millet doya doya haykırıyor. Bir slogan vardı ki meydanda sık sık haykırılan, benim hakkımda atılsa o slogan, ayağıma bir taş bağlayıp Körfez’e atardım kendimi.
×××
Bayramda neşeli bir yazı olsun isterdim ama yaşadığımız günlerde payımıza düşen hukuksuzluk, işgal, sivil darbe…
İnşallah neşeli bayramlar da gelecek. Direniş günlerinden geçerek ulaşacağız o bayramlara… Herşeye rağmen okurlarımın Kurban Bayramını aileleri ve sevdikleriyle, sağlıkla geçirmeleri dileğiyle kutlarım.