Cumartesi, Mart 14, 2026

“Hedefimiz, ‘Ulusal Demografi Stratejisi’ hayata geçirmek”

Türkiye’nin demografik yapısını güçlendirmek ve bu önde kurumlar arası iş birliğini daha etkin hale getirmek amacıyla Nüfus Politikaları Kurulu’nun ikinci toplantısı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında düzenlendi. Toplantıda Türkiye’nin demografik değişimlerinin doğru okunması gerektiğine dikkat çeken Yılmaz, Ulusal Demografi Stratejisi’nin hayata geçirilmesinin önümüzdeki dönem öncelikli hedeflerinden birisi olduğunu vurguladı.


“Aile ve Gençlik Fonu, 81 ilimize yaygınlaştırıldı”

Geçen yıl Aralık ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kurulan Nüfus Politikaları Kurulu’nun ilk toplantısı Ocak ayında gerçekleştirilerek nüfus politikalarının mevcut durumu ve atılacak adımlar değerlendirilmişti. İlk toplantının ardından aile ve nüfus yapısının korunmasına yönelik somut uygulamalara başlandığını dile getiren Yılmaz, “Bu kapsamda, doğum sonrasında yapılan tek seferlik ödeme miktarı 5 bin liraya yükseltildi. İkinci çocuk için beş yaşını tamamlayana kadar aylık bin 500 lira, üçüncü ve sonraki çocuklar için beş yaşını dolduruncaya kadar aylık 5 bin lira düzenli doğum yardımı ödemeleri yapılmaya başlandı. Bunun yanında, evlenecek ve aile kurmak için adım atacak gençlerin desteklenmesini hedefleyen Aile ve Gençlik Fonu, 81 ilimize yaygınlaştırıldı.  14 Nisan’da Bakan Yardımcıları düzeyinde gerçekleştirdiğimiz teknik toplantı sonucunda, ‘mevzuat’, ‘çalışma hayatı’, ‘sağlık’, ‘eğitim’, ‘ekonomik teşvikler’ ile ‘iletişim ve farkındalık oluşturma’ başlıkları altında altı ayrı çalışma grubu oluşturduk. Her bir çalışma grubu için koordinatör kurum ve iş birliği yapılacak kurumları belirledik. Böylece, nüfus politikalarını bütüncül bir şekilde ve ihtiyaç duyulan temel alanlarda yenilikçi öneriler oluşturmaya odaklı olarak ele alacak kapsamlı bir çalışmayı başlatmış olduk” açıklamasında bulundu.


“Şiarımız güçlü aile, güçlü toplum”

Kurul’un ikinci toplantısının gündemine dair değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, toplantı kapsamında çalışma gruplarının yaptığı hazırlıkların ve sunumların değerlendirildiğini bunun sonucunda ortaya çıkacak önerilerle gelecek dönemde atılacak adımların netleştirileceğini dile getirdi. Yılmaz, “Aile kurumunu ve güçlü nüfus yapısını güvence altına alacak, aile kurmayı ve çocuk sahibi olmayı teşvik edecek ve kolaylaştıracak yasal düzenlemeleri ve politikaları kurumların ortak gayretiyle vakit kaybetmeksizin hayata geçirmek durumundayız. Şiarımız güçlü aile, güçlü toplum. Ailelerimizin sayısını artırmak, evlenme ve çocuk sahibi olmada yaş ortalamasını düşürmek temel önceliğimiz Kadınlarda ilk evlenme yaşı 2001 yılında 22,7 iken, 2024’te 25,8’e yükseldi. İlk doğumdaki ortalama anne yaşı ise 2014 yılında 25,5 iken, 2024 itibarıyla 27,3’e çıktı. Bu eğilim, kadınların doğurganlık dönemini kısaltarak toplam doğurganlık hızını düşürüyor” dedi.


“Demografik yapımızdaki kırılganlıkların derinleşme riski bulunuyor”

TÜİK projeksiyonlarına göre 2100 yılına gelindiğinde nüfusun üçte birinin 65 yaş üzeri olacağının öngörüsünde bulunulduğuna değinen Yılmaz, “Bu tablo, sosyal hizmet altyapısının güçlendirilmesini zorunlu kılıyor. Gündüzlü bakım modelleri, evde destek sistemleri ve aktif yaşlanmayı önceleyen yaklaşımlar, bu yeni dönemin temel ihtiyaçları arasında yer alıyor. Nüfus projeksiyonları ile aile ve toplum yapısındaki değişim ve dönüşümler, bize şu gerçeği gösteriyor: Nüfus, aile ve evlilikle ilgili alanlarda gerekli ve etkili politikaların hayata geçirilmemesi durumunda, demografik yapımızdaki kırılganlıkların derinleşme riski bulunuyor. Eğer bu doğurganlık eğilimi devam ederse, 2053’te nüfusumuz 93,6 milyona çıkacak, 2100 yılında ise yeniden azalarak 76,8 milyona düşecek. Daha düşük doğurganlık olursa 2044’te 90 milyon ile zirveye ulaşan nüfus, 2100 yılında 54,2 milyona kadar gerileyebilecek. Gelinen noktada, yaşlı bakımı ve aktif yaşlanma alanlarının önceliklendirilmesi, gündüzlü bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması önem taşıyor” dedi.


“Demografik yapı değişiklikleri ‘aile’ kurumuna bağlı”

TÜİK’in 2024 yılına ilişkin verilerinde, aile ve demografik yapısındaki olumsuz gelişmelerin sürdüğünü söyleyen Yılmaz, “Demografik yapıda yaşanan bu değişimlerin, doğrudan aile kurumu ile bağlantılı olduğunu söylemek mümkün. Aile yapısına dair veriler, ortalama hane halkı büyüklüğünün azalmaya devam ettiğini ve 3.11 seviyesine gerilediğini gösteriyor. 2024 yılında ülkemizde 568 bin 395 evlilik gerçekleşirken, 187 bin 343 boşanma kaydedildi. Geniş ailelerin oranı düşerken, yalnız yaşayan bireylerden oluşan tek kişilik hane halkı oranı yüzde 20’ye yükseldi. Tek başına yaşayan yaşlı fertlerin sayısı 2024 yılında 1 milyon 750 bin 900 oldu. 65 yaş üstü nüfusun toplam nüfus içindeki oranı ise 2024 yılında yüzde 10,6 oldu. Nüfusumuzun ortanca yaşı 2014 yılında 30,7 iken 2024 yılında ise 34,4’e yükseldi. Üstelik doğuşta beklenen yaşam süresi ortalamamız (2021-2023 sonuçlarına göre) 77,3 yıla ulaşmış durum. Erkeklerde bu oran 74,7 yıl, kadınlarda ise 80 yıl. Yaşlı nüfus olarak kabul edilen 65 ve daha yukarı yaştaki nüfus, son beş yılda yüzde 20,7 artarak 2024 yılında 9 milyon 112 bin 298 kişi oldu” ifadelerinde bulundu.


“Güçlü nüfus küresel ölçekte kritik bir konu”

Yılmaz, Nüfus Politikaları Kurulu’nun Türkiye’nin demografik yapısını şekillendiren güçlü bir istişare ve icra mekanizması olarak eşgüdüm noktasında üzerine düşeni yapmayı sürdüreceğine dikkat çekti. Yılmaz, “Bu noktada, iş ve aile yaşamı arasındaki dengeyi güçlendirecek yapısal adımların artık ertelenemeyecek kadar acil olduğu ortada. Mevcut veriler ışığında, ilkokul çağındaki çocuk sayımız 5,5 milyon civarındayken, 2029 yılında bu sayının yaklaşık 900 bin azalacağı öngörülüyor. Bu veriler, aile destek mekanizmalarının güçlendirilmesi ve kreş ihtiyacına yönelik planlamaların hızlandırılmasının kaçınılmaz olduğunu işaret ediyor. Bununla birlikte aile ve nüfus politikalarında veriye dayalı, sürdürülebilir ve etkili adımlar atabilmemiz için araştırma altyapısının güçlendirilmesi ve bu alanda disiplinler arası çalışmaların teşvik edilmesi kritik bir gereklilik. Bu kapsamda, akademik dünyaya da önemli sorumluluklar düştüğünü vurgulamak isterim. Aile kurumu ve güçlü nüfus yapısının korunması, küresel ölçekte toplumları etkileyen kritik bir konu. 2024 yılı itibarıyla doğum sayısı 937 bin 599, ölüm sayısı ise 489 bin 361 olarak gerçekleşti” diye konuştu.

Yılmaz, Cumhurbaşkanı tarafından 2026–2035 dönemi ‘Aile ve Nüfus On Yılı’ olarak ilan edildiğini, doğurganlık hızındaki düşüşün ise ‘varoluşsal bir tehdit’ olarak tanımladığını, bazı çevrelerin bu süreci zayıflatmaya yönelik söylem ve tutumları da dikkat çektiğini belirtti. 

İLGİLİ HABERLER

GÜNDEM