Yaz çoktan geldi ama okulların 26 Haziran’da kapanması, yine Haziran ayı ikinci yarısındaki sınav maratonu nedeniyle tatil sezonu ancak Temmuz’a doğru başladı diyebilirim. Yazın ben İzmir-Urla arasında oluyorum, akşamlar uzun, hafta sonları da öyle…
Urla’daki yazlıkçılar yanında İzmir’den günübirlik ziyaretçiler ile yakın illerden gelen ziyaretçiler de olunca bu güzel beldenin nüfusu yazın oldukça artıyor.
Urla, gastronomi boyutuyla da öne çıkıyor. Enginar Festivali, Mart Dokuzu, Barboros Oyuk Festivali gibi etkinlikler de ilçeye hareket kazandırıyor. Kayyım döneminden sonra Selçuk Balkan, Urla’ya ritmini kazandırıyor.
×××

Bu yaz iki güzel yeni lezzet adresiyle karşılaştım. Birisi, yukarıda, Arasta’daki “Mami”. Köfteci ama kebabı da var. Tablacı salatası da aklınızda kalsın. Küçük, şirin, güleryüzlü ve hesaplı bir lezzet durağı. Gittiğimizde dükkan fıkır fıkırdı, bizimle Koray Bey ilgilendi.
Söz edeceğim ikinci lezzet durağı da İskele’de, Yorgo Seferis Otel’in hemen yanındaki 30 oturumlu, şeffaf mutfaklı “Anane”. Adından da anlaşılacağı üzere burası bir Türk mutfağı. Yukarıdaki Şafak’ın İskele’deki versiyonu diyebilirim. Anane, her gün 15 çeşit tencere yemeği çıkarıyor. Kuzu elbasan ve kavurma, dana güveç, İzmir köfte gibi et yemekleri; musakka, patlıcan kavurma (Aydın yöresine özgü, etsiz), şevketi bostan, enginar, dolma çeşitleri, karışık sebze ve karnabahar graten çıkan yemeklerden bazıları. Ayrıca domates, yayla, mercimek, sebze çorbası da çıkıyor. Kuru fasulye-pilav da olmazsa olmazlar arasında. Her gün 7-8 çeşit soğuk atıştırmalık ve tatlılar da çıkıyor.

Anane’nin kamudan emekli aşçısı Kübra Hanım, babaannesinden el almış, çocukluktan itibaren mutfağa aşina ve emekli olur olmaz yemeklerin peşine düşmüş. Yolu Anane ile kesişmiş. Aydınlı olan Kübra Hanım, Anane mutfağına patlıcan kavurma yanında Aydın’a özgü; gırlı kızartması (sarımsak ve soğanlı, yoğurtlu, domates soslu karışık kızartma), yuvalama, keşkek ve ot kavurmaları da katıyor.

Anane’nin iki küçük ortağından Sema Hanım henüz 25’inde genç bir girişimci. Büyük patron aynı zamanda ünlü bir yerli zamane kahve zincirinin sahibi olan ve ilk kahveyi Çankaya’da açan Mert Doğan (O da genç sayılır, 40’ın başlarında). Daha önce yanında çalışan Sema ve Ata’ya yüzde 15’er hisse vererek Anane’nin ortağı yapmış. Yukarıda ve aşağıdaki devasa kahvelerden sonra lokanta, hem de Türk mutfağı kurması ve yanında çalışan genç insanlara hisse vermesi de doğrusu çok hoşuma gitti.
Sema Hanım ile kahve içerken sordum: “Neden Türk mutfağı?”

Şöyle yanıtladı: “İskele’de bu konseptte bir lokanta yoktu. Ev yemeği arayışı da olduğunu fark ettik. Tabii, ayrıca elimizin de yatkın olduğu, bildiğimiz bir konu… Bir farkımız da Türk mutfağını yeniden yorumluyoruz, inovasyona yöneliyoruz. Örneğin ayran aşı, yüksük çorbası gibi kırsaldaki farklı lezzetleri de kentlilere sunarak geleneğe de bir selam çakıyoruz.”
İskele’de iseniz veya tatil için geldiğinizde pizza, hamburger, balık ekmek’ten sıkıldığınızda, midenize bayram ettirmek istediğinizde Anane’ye buyurun.
×××
Bilenler bilir, hiçbir yeri kolay kolay tavsiye etmem, torpil yapmam, yediğimin hesabını da öderim. Anane’yi de Mami’yi de Didem Hanım’ın Genç Balık’ı gibi, Şafak gibi tavsiye ediyorum. İskele’de ve yukarıda kasabadaki Mehmet Yağcı gibi Urlalı hemşehrilerime, Çeşmealtı’ndaki Bülent Baratalı başkanıma, bizlere hizmet sunan Su Ürünleri Kooperatif’ine, Pier Balıkçılık’taki Mustafa Yüksek gibi dostlarımıza mutlu bir yaz diliyorum.