Yöntemi kim kurguluyor?

Suriye’de terör örgütünden gelen birisi cumhurbaşkanı oldu. ABD başkanı, içinde Türkiye’nin de olduğu birçok devlet onu tanıdı, kabul etti, fotoğraf çektirdi. Ön planda tartışılan Suriye zamanla dünya medyasında geri plana kaydı.  ABD-İsrail ve İran arasındaki savaş ön plana çıksa da, İsrail Lübnan’da birçok alanı işgal ettiği gibi Suriye’den de yeni alanları işgal ederek sınırlarını sessiz sedasız genişletti. Şimdi sıra Babülmendep Boğazının girişinde yer tutmaktır.

Aden Körfezinden Kızıldeniz’e girip Süveyş Kanalından Akdeniz’e çıkmak Uzak Doğudan Avrupa’ya giden yoku kısaltıyor. Aynı zamanda Basra Körfezinden çıkan petrol ve petrol türevleri için de ekonomi sağlayan bir rota. Babılmentep boğazı Asya tarafında Yemen ile Afrika tarafında Cibuti ve Eritre arasındadır. Ancak Aden körfezi tarafında çok uzun kıyısıyla Somali var. Daha önce bağımsızlığını ilan edip sonra Somali Cumhuriyetine katılan Somaliland yeniden bağımsızlığını ilan etti ve İsrail 26 Aralık 2025’te Somaliland’i tanıdı. Buğun için Somaliland’i dünyada tanıyan tek ülke var; o da İsrail.

İsrail’in Somaliland’i tanımasının arkasında iki plan olabilir: birincisi Kızıldeniz’e girişi engelleyen Yemen’deki Husilere karşı boğazın öbürü sahilinde bir üs kurmak ve Husilerle mücadeler etmek. İkincisi de, Gazze’deki Filistinlilerniçin yeni bir yerleşim alanı yaratarak Gazze’deki Filistin yoğunluğunu azaltmak. Bu konuda bugün için Somaliland’i tanımayan ABD’nin uygun bir zamanda Trump’ın Gazze planı gereği Gazze’den Somaliland’e göçü destekleyecek beyanda bulunabilir.

Doğu Akdeniz’de Yunanistan, Kıbrıs Rum Cumhuriyeti ve İsrail’in yanısıra Atlantik’in ötesinden katılan ABD ile kurulan 4’lü ittifak petrol ve doğal gaz araması konusunda anlaştı. Konu sadece aramak değil, aynı zamanda çıkartılan ürünleri Avrupa’ya ulaştırmak. Türkiye bu konuda hamle yaptı. Suudi Arabistan ile petrol ve türevlerinin Suudi Arabistan, Ürdün, Lübnan, Suriye üzerinden Türkiye’ye getirilmesi ve bizim limanlarımızdan Avrupa’ya ve diğer ülkelere sevk edilmesi konusunda çalışma başlatıldı.

Yunanistan, Kıbrıs, İsrail hattının ABD desteğiyle Mavi Vatan’ı bölmek istemesinin önüne de geçmek gerekiyor. Hiç umulmadık bir zamanda NATO da işin içine katılarak doğu Akdeniz’de bir sorun yaratılabilir. Bu arada Kaan savaş uçaklarımızın hem ihracı hem de ordumuzun ihtiyacı için ABD’den alınması planlanan F-100 uçak motorlarının Amerikan Kongresinden geçmesi bile engellenebilir. Dış politikada her ne kadar Amerika’nın baskıcı politikaları da olsa, Erdoğan ve ekibi dış politikada sabırlı ve dikkatli ilişkiyi sürdürüyorlar. Bu konuda “yurtta sulh cihanda sulh” konusunda 100 yıldır uygulanan politikanın etkisi bugün de meyvesini veriyor.

Özgür Özel’in New York Times’a yazdığı makalede “biz NATO yanlısıyız” türünden ifadenin nedeni tartışma konusu. Muhtemelen bu makaleyi yazan dış ilişkiler danışmanının “yetersiz” olduğunu geçen yıl yazmıştım. Konuya NATO açısından değil, Orta Doğu, Asya, Afrika, AB ve ABD açısından değil, hepsini dikkate alarak Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliği üzerinden bakmak gerek.  Yoksa Tom Barrack ağzıyla konuşup halklar filan diyerek destek peşinde koşanlar sadece köle olurlar.

Maalesef muhalefetimiz kendi içinde tartışıyor, yarışıyor. Evet! Yeni parti kurulabilir. Partinin kapsamı Altı Ok ilkelerine ek olarak Demokratik Sol, Sosyal Demokrat ilkeleri taşırsa, o zaman zaten bu prensipleri taşıyan bir parti var diyecekler. Ancak Kılıçdaroğlu döneminde parti merkezde sağdan da destek buldu. Sizce bu yeni parti Millet İttifakının prensiplerini taşıyabilir mi? Yoksa İmamoğlu’nun öngördüğü “Türkiye İttifakı” mı olacak? Peki bu sloganın içini kim nasıl dolduracak?

İskender Odabaşoğlu

Diğer Yazarlar