Uzm. Dr. Altınkaynak, sıcak ve nemli havalarda spor yaparken vücudumuzun gizli bir mücadele içine girdiğini belirtti
Yaz aylarında artan hava sıcaklıkları ve yüksek nem, açık havada egzersiz yapan bireyler için yalnızca performans kaybına değil, kalp ve dolaşım sistemi üzerinde ciddi bir yük oluşmasına da neden olabiliyor. Koşu, bisiklet, yürüyüş ve açık hava fitness antrenmanlarının yoğunlaştığı bu dönemde, vücudun sıcaklığa verdiği fizyolojik yanıtın bilinmesi büyük önem taşıyor.
Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Yusuf Altınkaynak, sıcak havalarda bilinçsiz yapılan egzersizin kalp hızını artırabileceğini, sıvı-elektrolit dengesini bozabileceğini ve risk grubundaki kişilerde ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabileceğini belirtti.
Kan paylaşımı savaşı
Sıcak ve nemli havalarda spor yaparken vücudumuzun gizli bir mücadele içine girdiğini belirten Uzm. Dr. Altınkaynak, süreci şu sözlerle özetledi: “Sıcak havada kaslar kasılmaya devam ederken, vücut iç ısısını dengede tutabilmek ve soğumayı sağlamak için kan akışını cilde doğru yönlendirir. Cilde pompalanan kan miktarının artması, aktif çalışan kaslara giden oksijen miktarının azalmasına neden olur. Kalp, hem kasları beslemek hem de vücudu serinletmek için normalden çok daha hızlı ve yoğun çalışmak zorunda kalır. Bu durum, özellikle sıcak havalarda kalbe binen yükü katlayarak erken yorgunluğa ve ritim bozukluklarına zemin hazırlayabilir.”
Yüksek nemle birleşen sıcaklığın hayati bir risk oluşturabileceğini vurgulayan Uzm. Dr. Altınkaynak, hissedilen sıcaklığın 32°C (90°F) üzerine çıktığı durumlarda dış mekan aktivitelerinin sınırlandırılması, mümkünse kapalı ve ideal ısıdaki klimalı alanlara taşınması gerektiğinin altını çizdi. Ancak kapalı alanlarda da klimanın doğrudan vücuda üflememesine ve ortamın aşırı soğutulmamasına özen gösterilmesi gerekiyor.

Sağlıklı bir yaz antrenmanı için altın kurallar
Uzm. Dr. Altınkaynak, yaz aylarında egzersiz rutinlerine güvenle devam edebilmek için şu temel adımların izlenmesini önerdi:
- Doğru zaman dilimi: Güneş ışınlarının dik geldiği 11.00-16.00 saatleri arasında kesinlikle spor yapılmamalı. Egzersiz için sabah 09.00 öncesi ya da akşam serinliği tercih edilmeli, dış mekanlarda gölge rotalar seçilmeli.
- Sıvı ve elektrolit dengesi: Günlük en az 2.5 litre su tüketimi esas alınmalı. Susama hissi beklenmeden antrenmandan 20 dakika önce sıvı alımına başlanmalı, egzersiz boyunca her 10 dakikada bir küçük yudumlarla su tüketilmeli. Yoğun terlemeyle kaybedilen sodyum, potasyum ve magnezyum gibi minerallerin geri kazanılması dehidrasyonu ve buna bağlı ritim sorunlarını önler. Antrenman sonrası tartıdaki ani düşüşlerin yağ değil, su ve mineral kaybı olduğu unutulmamalı.
- Kademeli adaptasyon (ısı aklimatizasyonu): Vücudun sıcak havaya uyum sağlaması için 7 ila 14 günlük kademeli bir adaptasyon süreci tanınmalı. Bu süreçte antrenman yoğunluğu ve süresi bilinçli olarak düşük tutulmalıdır.
- Akıllı serinleme ve doğru kıyafet: Antrenman öncesinde soğuk su içmek vücut sıcaklığını dengeleyerek bir ısı tamponu oluşturur. Spor yaparken teri hapseden pamuklu kumaşlar yerine, nefes alabilen gözenekli sentetik kumaşlar ve hafif, hava alan ayakkabılar tercih edilmeli.
Bu belirtileri hissettiğiniz an durun!
Egzersiz esnasında vücudun verdiği sinyalleri doğru okumanın hayat kurtarıcı olduğunu belirten Uzm. Dr. Yusuf Altınkaynak, hayati uyarılarla sözlerini tamamladı: “Spor sırasında baş dönmesi, mide bulantısı, aşırı halsizlik, göz kararması, göğüste sıkışma hissi veya soğuk terleme hissedildiği an antrenman derhal sonlandırılmalı, serin bir alana geçilerek vücut ısısı düşürülmeli. Özellikle kalp yetmezliği, yüksek tansiyon ve diyabet gibi kronik rahatsızlığı olan bireylerin, sıcak havalarda spor rutini planlamadan önce mutlaka uzman bir hekime danışarak kardiyovasküler değerlendirmeden geçmesi önem taşıyor.”
