Cumartesi, Mart 7, 2026

Belli Belirsiz

İkinci Dünya Savaşı sonrasında ekonomik, askeri ve siyasi olarak ABD en azından Avrupa ve diğer ülkelerin geleceklerine hem mali yönden yardım hem de ekonomik model ve biçim verecek durumdaydı. Ayrıca komünizm karşısında kendilerini anlatmalarına yardımcı olacak ‘özgür dünya’, ‘demokrasi’ gibi bir söylem sunma kapasitesine sahipti.

Kızılordu’ya karşı NATO’yu inşa ederek Avrupa, Japonya ve Avustralya’yı, eski sömürgeleri, kapitalist ülkeleri şemsiyesi altında topladı.  ABD’nin bir şekilde kabul edilmiş bu liderliği (ki buna Britanya’dan devşirilen hegemonya diyoruz) askeri gücüne, ekonomik, ideolojik liderliğine dayanıyordu. Sonraki süreç içerisinde AB şekillendi Sovyetler yıkıldığında ABD’nin ileri doğru bir hamlesi vardı. Tek kutuplu dünya oluştu, dolayısıyla ‘tek hegemonyacı benim’ dedi.

Gün oldu devran döndü daha dün sayılan 14.Ekim.2021 tarihinde CNBC’de verdiği demeçte Vladimir Putin, birçok ülkenin dolar varlıklarının azaldığını, Rusya’nın da bu yolda ilerlediğini ancak tamamıyla dolardan vazgeçmeye niyetleri olmadığını belirtti. Hatta o gün,(varil 78 dolar) sözgelimi enerji kaynakları öncelikle petrol için dolarla ödeme yapılmasından memnun olduklarını ilave ederek tüm dünya ekonomisinin şu anda ABD ekonomisinin refahına bağlı olduğu üzere Rusya’nın bu ülkede herhangi bir çalkantı ve dalgalanma olmamasını istediğini ekledi.

Giderek küreselleşen bağlantılar zamanla tek kutuplu düzenin yalpalaması çeyrek asır içinde ilgili faktörler üzerinden gelişmişlerin kendi dışındakileri kontrol edebilmede zorlanmaları ve riskleri gereği vizyona konulan ‘küresel belirsizlik’ bu kez devlet otoritesi kavramını sorgular hale getirdi. Son beş yıl içerisinde devlet politikaları açısından gelinen noktada bilhassa başat (teokrat-hegemon) yönetimlerin ön aldığı ‘ilersiz-tutarsız’ dönem var. Tabi bu aniden ortaya çıkmadı ki; modifikasyon, adaptasyon sürecidir

Açıkçası kapitalizmin kendi yarattığı krizler kısırdöngüsünü küreselleştirerek iklim, çevre, karbon, salgın gerekçeleri ile bu kez yeni sosyal manifestolar üzerinden birey’e yöneldiğini hisseli kapitalizmi sözde terk, gelecek için vadedilen paydaş kapitalist düzen ve asimetrik harp vurgularından anlayabiliyoruz.

Devlet ve devletler birliklerinin gelecek beklentilerinde varolan rekabet ve daralan ufuk çizgileri, hükümran olabilmeyi; eldeki gücün sağlayabileceği imkan ve koşullara tabi güncellemeleri şimdilerde geniş yelpazeli yeni naklen yayına bağlı savaş şartları ile ortaya seriyor. ABD için dünyadaki konumunu nasıl yöneteceği konusunda hem yönetim içinde türlü anlaşmazlıklar hem de tarihsel olarak karşı karşıya kaldıkları problemi kavramaktaki zorluklar ayrıca uluslararası anlayışı engelliyor.

Kapitalist düşünce büyük sıfırlama ile kısmen çevre kirliliği daha çok eşitsizlik ve güvensizlik temelinde önlenemeyen kronik dengesizliği tasfiyeden ziyade ilgili kendi ulvi argümanlarını tasarlanan yeni bir tekel zihniyeti ile musavver düzenin ‘sürdürülebilirliğine’ hasretmiş görünüyor. Karbonsuz projeksiyonların trilyonlarca dolar bütçeleri kuruşlandırılıyor. Yani külfetleri iki veya üç asırdır talep edilmediği halde servis edilip ve tesis olunmuş türlü huzursuzluğun odağında gelecek için yine insanlığa yüklemek, nimetleri ise devlet otoritesini gözardı ederek kesif kontrol ayrıcalığı adına bir avuç kurumsal ve bireysel koleksiyonlar  ile eni konu toplumsal, kültürel bağışlanmış, verilmiş ve meydana getirilmiş tüm çabaları ‘paydaş kapitalizm’ diye dünyaya pazarlamak.

Demir Uzun

Diğer Yazarlar